Ana Sayfa

Sorularla Risale

Kategori İçerikleri

[1] "Bedevilere nisbeten çok ulûm-u nazariye vardır; medenilere nisbeten lisân-ı âdât ve ef’âlin telkinâtıyla ulûm-u mütearife hükmüne geçmişlerdir..." cümlesini izah eder misiniz?
[2] "Bir bedevi yalnız dört şeye muhtaç iken; medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sa’y masrafa kâfi gelmediğinden hileye harama sevketmekle ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev’e verdiği servet, haşmete bedel..." Açıklar mısınız?
[3] "...Ve cevv-i feza, kendi cin ve bulutun işaretiyle nübüvvetine beşaret verir ve sâyebanlık ediyor..." Bu cümleden hareketle, cinler hava atmosferinde mi yaşıyorlar, burada anlatılmak istenen nedir?
[4] "Hem gayet tevekkül ile nihayet ictihad gibi mecâmi-i ahlâk-ı mütezahime birden derece-i âliyede bir zâtta içti­maı..." içtihad ile tevekkül nasıl zıt olabilir?
[5] "Tahakküm-ü zâhirî, kahr ve cebir ile mümkündür. Fakat efkâra galebe etmek, hem de ervâha tahabbüb ve tebayia tasallut, hem de hakimiyetini vicdanlar üzerine daima muhafaza etmek, hakikatin hassa-i fârikasıdır. Bu hassayı bilmez isen, hakikatten bigânesin." İzah eder misiniz?
[6] "İki asır evvel hârika sayılan keşif, bu zamana kadar mestur kalsaydı; tekemmül-ü mebadî cihetiyle bir çocuk da keşfedebildiğini nazara al! Sonra on üç asır geriye git! O zamanların tesiratından kendini tecrid et! Dehşet-engiz olan Ceziretü’l-Arab’da otur; dikkatle temaşa et!" İzah eder misiniz?
[7] "Ey birader! Görüyorsun ki; bir adam yalnız şecaatla meşhur olursa, o şöhret, ona verdiği haysiyeti ihlâl etmemek için kolaylıkla yalana tenezzül etmez. Nerede kaldı ki, cemi-i ahlâk-ı âliye birden tecemmu ede. Evet mecmuda bir hüküm bulunur, ferdde bulunmaz..." İzah eder misiniz?
[8] "Kim tevfik isterse, kâinatta cârî olan âdetullaha âşinalık etmek ve nevâmis-i fıtrata dostluk etmek gerektir. Yoksa fıtrat tevfiksizlikle bir cevab-ı red verecektir." İzah eder misiniz?
[9] "Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan 'irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye' her birinin bir gayetü’l gayâtı var: İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır. Lâtifenin, müşahadetullahtır. Takva denilen ibadet-i kâmile, dördünü tazammun eder. Şeriat, şunları hem tenmiye, hem tehzip, hem bu gayetü’l-gayâta sevk eder." İzah eder misiniz?
[10] "İşte derece-i kemâlât gayr-i mütenahî, onun ruhundaki istidat ve kabiliyet nihayetsiz, muhit-i enfüsî olan zâtından başka, ümmetinin âfâkından gelen esbâb-ı inkişaf hadsiz olduğundandır ki; Hakikat-i Muhammediye (a.s.m.) âlem-i imkânda en râsih, en râcih hakikat olduğunu ehl-i keşf ittifak etmişlerdir..." İzah eder misiniz?
[11] "Bir ümmî, ulema meyanında mütedavil bir fende beyan-ı fikir ederse, ittifak noktalarda muvafık olarak ve muhtelefun fîhâ olan noktalarda muhalefet edip musahhihane olan sözü, onun tefevvuku kesbî olmadığını ispat eder." İzah eder misiniz?
[12] "Şâriin irşâd-ı cumhurdan maksud-u aslîsi; isbat-ı Sâni-i Vahid ve nübüvvet ve haşir ve adalete münhasırdır. Öyle ise Kur’ân’daki zikr-i ekvân, istidrâdî ve istidlâl içindir." Devamıyla izah eder misiniz?
[13] "Âlemde mündemiç olan; meylü’l-istikmâlin dalı olan insandaki meylü’t-terakkinin semeratı, fünun-u müterettibedir ki, pek çok tecârüb ile telâhuk-u efkârın netâicinden teşekkül etmişlerdir ki, terakki için bir nerdibanın basamaklarıdır." Devamıyla birlikte izah eder misiniz?
[14] "Nâsın ekseri, cumhur-u avamdır. Nazar-ı Şâri’de ekall, eksere tâbidir. Zira avama müvecceh olan bir hitabı, havas fehmeder ve istifade eder. Bilâkis olursa olamaz." Devamıyla izah eder misiniz?
[15] "Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan 'irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye' herbirinin bir gayetü'l-gàyâtı var: İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır." Ruh ve vicdan bağlantısı hakkında bilgi?
[16] "Ahlâk-ı hasene çendan birbirine mübâyin değil, fakat derece-i kemâlde birbirine müzahamet eder. Biri galebe çalsa öteki zaifleşir..." Devamıyla izah eder misiniz?
[17] "Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan ´irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye´ herbirinin bir gayetü´l-gàyâtı var: İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır. Lâtifenin, müşahedetullahtır." İzahı?..
[18] "İradenin ibadetullahtır. Zihnin, mârifetullahtır. Hissin, muhabbetullahtır. Lâtifenin, müşahedetullahtır." Müşahedeye örnek verir misiniz, latifeler neyi müşahede edecek?
[19] "Mu’cize-i Muhammedî, ayn-ı Muhammed'dir (a.s.m.)." cümlesini izah eder misiniz?
[20] "Nebiyy-i Hâşimînin sımâ-yı mânevîsinin cemâl ve ulviyetine dair Kemâl hoş demiştir: Sen ol mahbub-u âlemsin / Ki zülf ü ebrûvanındır, Nitâk-ı Ka’be-i Ulyâ / Revâk-ı Mescidü’l-Aksâ..." İzah eder misiniz?
[21] "İşte tarih-i âlem şehâdet eder ki; dâhî odur: Umumda bir veya iki hissin ve seciyenin ve istidadın inkişafına ve îkazına ve feverana getirmesine muvaffak olsun. Zira öyle bir hiss-i nâim îkaz edilmezse, sa’y hebaen gider ve muvakkat olur..." Devamıyla izah eder misiniz?
[22] "Fenn-i tehzib-i ruh ve riyazetü’l-kalb ve terbiyetü’l- vicdan ve tedbirü’l-cesed ve tedvirü’l-menzil ve siyasetü’l-medine ve nizâmâtü’l-âlem ve fennü’l- hukuk vesaire..." Devamıyla izah eder misiniz?
[23] "Onun hakk-ı sarîhi tasrihdir. Lâkin hîna ki, hissin galatı bizim mâ nahnü fîhimizi imkân derecesinden bedahete, yani cehl-i mürekkebe çıkardı..." Devamıyla izah eder misiniz?