Ana Sayfa

Sorularla Risale

Kategori İçerikleri

[1] Said Nursi Gerçeği İddialarına Cevaplar - Giriş
[2] 1. “Said Nursi ve eserleri taraftarlarınca kutsal ilan edilmiş, halka da böyle lanse edilmiştir…”
[3] 2. “Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini tam okumadan, içinde ne var ne yok bilmeden, İslam’a aykırı düşünceler var mı, yok mu araştırmadan onu kutsal ilan etmişler…”
[4] 3. “Din büyüğü olarak görülen bir adamın çok reklamı yapıldığında, artık o kişiye taraftarlarınca bir tür dokunulmazlık zırhı giydirilir…”
[5] 4. “Sadece çok reklamının yapılmasından dolayı, Said Nursi ve benzerlerinin adları insanların bilinçaltlarında yer etmiştir…”
[6] 5. “Bir adam düşünün ki, son peygamberden ve İslam dininin tamamlanmasından sonra ortaya çıksın ve 'Bana Allah tarafından bir kitap yazdırıldı.' desin…”
[7] 6. “İşte Said Nursi, eliyle yazdığı kitabı Allah’a nisbet edip, bunu kendi iradesi ile değil de Allah tarafından kendisine yazdırıldığı iddiasındadır…”
[8] 7. “Nur Risaleleri materyalist akımların kuvvetlendiği, halkın dini inanç ve duyguları ile kavgalı, dayatmacı bir yönetim döneminin ürünüdür. Bu dönemin, Said Nursi’nin, birçok kişinin gözünde bir kahramana, mücahide dönüşmesinde payı büyüktür.”
[9] 8. “Risalelerde, İslami ilimlerden ne kadar uzak açıklamalar yapıldığını gösteren bir örnek şu ifadedir: 'Nerede Türk varsa Müslüman’dır, Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler, Türklükten dahi çıkmışlardır…'
[10] 9. “ 'Şeriatta, yüzde doksan dokuz ahlâk, ibadet, âhiret ve fazilete aittir. Yüzde bir nispetinde siyasete mütealliktir; onu da ulü’l-emirlerimiz düşünsünler.' diyen Said Nursi, şeriatın neden ibaret olduğunu bile kavrayamamıştır. Ayrıca bu ifadeleriyle; 'Allah’ın kendi hükümleri ile hükmetmeyenleri, kafirlerin ta kendileri.' diye bildirdiği despotlara da, bir manada meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır."
[11] 10. "Said Nursi çocukluğunda, ceviz gibi önemsiz bir şey için bile, çoktan ölmüş gitmiş olan Abdulkadir-i Geylani’den yardım dilemektedir. Hâlbuki, Allah’ın yapmaya kadir olduğu durumlarda, yardım sadece Allah’tan istenir. Fatiha suresinde, 'Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz.' denilerek Allah’tan başkasından yardım istenilemeyeceği açıkça ifade edilmektedir."
[12] 11. Müddei, Hazreti Ebu Bekir’e isnat edilen; “Sıddık-ı Ekber demiştir ki: Cehennemde vücudum o kadar büyüsün ki, ehli imana yer kalmasın.” ifadesini bahane ederek Bediüzzamana saldırıyor.
[13] 12. Müddei Bediüzzaman’ın “Bu hizmete, yani ehl-i imanı dalâlet-i mutlakadan kurtarmaya, lüzum olsa dünyevî hayat gibi, uhrevî hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim. Binler dostlarım ve kardeşlerimin cennete girmeleri için, Cehennemi kabul ederim.” sözlerine itiraz ederek ona hakaretler savurmaktadır.
[14] 13. Müddei Bediüzzaman’ın aşağıdaki sözlerini gerekçe göstererek ona, -tekrar etmekte haya ettiğimiz- ağır bir üslupla hakaretler ederek saldırmaktadır.
[15] 14. İddiaların sahibinin şiddetle tenkit edip, hakaret vesilesi kabul ettiği, Bediüzzaman’a ait bir başka cümle ise şudur: “Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!..’ çekti. ‘Cehennem de olsa bekà isterim.’ dedi.”
[16] 15. Üstad’ın şu içtihadı tenkit ve saldırı konusu yapılmıştır: “Ebu Talib’in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir iman getirmemesi üzerine, Cehenneme gitse de, yine Cehennem içinde bir nevi hususî cenneti, onun hasenatına mükâfaten halk edebilir. Kışta bazı yerde baharı halk ettiği ve zindanda, uyku vasıtasıyla, bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir.”
[17] 16. Said Nursi; “Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.” ifadesini bir hadis olarak rivayet etmektedir. Hâlbuki bu ifade sadece bir uydurmadır, hadis değildir.
[18] 17. İddiacının iddialarından birisi de: “Said Nursi’ye göre, yazdığı şeyler kendi iradesi dışında kendisine yazdırılmıştır. Ve güya kalbine sürekli gelen ilham ve ihtarlarla bu eserler ortaya çıkmıştır.” şeklindedir...
[19] 18. İddiacı, Said Nursi’nin “Kur’ân’ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.” ifadelerini delil göstererek, Risalelerinin, Kur’an’ın geldiği yerden geldiğini ifade ettiğini iddia etmektedir.
[20] 19. "Said Nursi sadece kitabının yazdırıldığı iddiasında değildir. Onun çok daha büyük bir iddiası vardır. 'Ben de yarım ümmiyim.' diyor. Dolayısı ile peygamberlik iddia ediyor."
[21] 20. "Ayrıca Said Nursi’nin ana dilinin de Türkçe olmadığı ve bu dili de sonradan öğrendiğini herhalde izah etmemize gerek yoktur."
[22] 21. "Said Nursi, inananlarına cennet müjdesini vermekten de geri kalmaz."
[23] 22. Müddeinin itiraz ettiği ve tahrif ettiği ifadelerden biri de şudur: "Peygamberliğin naib ve vekillerinin her asırda bulunması bir kural olduğu için bu ayet, bir mirasçılık görevi yapan Risale-i Nur’u kendi fertleri içine bir işaret anlamıyla sokuyor ve dilinin Arapça olmayıp Türkçe olmasının sebebini belirliyor.”
[24] 23. Ebced ve cifr; batıl bir yoldur. Çünkü ebced ve cifrin Kur’an ve sünnetten herhangi bir dayanağı olmadığı gibi, gizli anlamlara, yani gayb bilgisine ulaşmanın da bir yolu yoktur. Ayette şöyle deniyor: “De ki, göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.” (Neml, 27/65)
[25] 24. "Said Nursi eserlerinde ebced ve cifr hesaplarıyla Kur’an ayetlerini hesap ettiğini ve bunun sonucunda kendi hayatı ile ilgili mesajlar tespit ettiğini bildirmiştir. Oysa onun kullandığı bu batıl yöntemi daha çok Yahudi kabala tarikatı, Şiiler ve büyücüler kullanmaktadır."
[26] 25. Said Nursi birçok ayetin, ilginç yorumlar yaparak, kendisine ve Risalelerine işaret ettiğini iddia etmektedir.
[27] 26. “Said Nursi, ahiretteki müminlerin hallerinden, dualarından bahseden Tahrim suresinin sekizinci ayetini ilginç bir şekilde yorumlayıp, Risale-i Nur talebelerine işaret olarak görmektedir.”
[28] 27. “Said Nursi, Nur suresi 35. Ayetinin Risale-i Nur’dan haber verdiğini iddia etmektedir."
[29] 28. "Said Nursi, 'Allah katında din İslam’dır.' ayetini öyle yorumlamış ki, Allah katında din İslam değil, Nurculuktur manasını çıkarıyor."
[30] 29. "Kur’an’dan bahseden Nisa suresinin 174. Ayetini Said Nursi, kendi Risalelerine bir işaret olarak yorumlamaktadır."
[31] 30. "Hucurat suresi 2. ayet, Kasas suresi 20. ayet ve Zümer suresi 1. ayetleri de Said Nursi’nin talebeleri tarafından, Risale-i Nur’a işaret ediyor, diye yorumlanmıştır."
[32] 31. Said Nursi’nin bir talebesi, Sad suresinin 9. ayetini, Bediüzzamana işaret edecek şekilde yorumlamaktadır.
[33] 32. "Maide suresinin 6. ayeti Said Nursi’ye işaret ediyormuş."
[34] 33. "Said Nursi, istediği rakamlara ulaşmakta zorlandığında, bunun için ayetlerin cümle yapısını bozmaya, dil kurallarına veya ebced kurallarına uymamaya mecbur kalmıştır. Bunlar da yetmeyince, istediği rakamla aradaki farka 'sırlı fark' diyerek işin içinden sıyrılmıştır."
[35] 34. "Şimdi ebced hesaplarının ne kadar tutarsız olduklarını gösterme için bazı örnekler vereceğiz. Hamd kelimesinin ebced değeri 52 dir. Hamd = 52 Arapça'da köpek anlamına gelen kelbin değeri de 52 dir. Kelb = 52 Hamd kelimesinden türeyen Ahmed ile kelb kelimesinden türeyen eklebin değeri de 53 tür. Ahmed = 53, ekleb = 53. ..."
[36] 35. "Nur risalelerinde ebced hesabı ile Said Nursi, Hz. Muhammed (asm)’in aynası olarak ifade edilmiştir."
[37] 36. "Said Nursi ebced ve cifir gibi batıl yollarla birçok sonuç çıkarmış, sonra da bunları hakikatin ta kendisi olduğunu söylemiştir."
[38] 37. "Said Nursi, Seyrani adındaki talebesi için, 'tevafuka, ilmi cifre karşı olduğu için tokat yemiş ve bir sene hapis yatmıştır', iddiasındadır."
[39] 38. "Hz. Ali, şehadeti ile biten olayların sonuçlarını bile kestirememişken, kendisinden yüz yıllar sonra gelecek bir adamdan ve onun risalelerinden nasıl haber verecek?"
[40] 39. "Bunlar Said Nursi’nin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu göstermektedir. Allah aşkına, normalde ruh ve akıl sağlığı yerinde olan birisi böyle şeyler söyleyebilir mi?"
[41] 40. "Said Nursi, Celcelutiye adlı bir kasideden bahsetmektedir. Ona göre bu kaside Hazreti Peygambere nazil olmuş, O da Hazreti Ali’ye bunu bildirip, yazdırmıştır. Said Nursi bu kasidenin ne isnadını ve ne de kaynağını vermiştir."
[42] 41. "Hazreti Ali gaybdan haber veren 'Ercuze' adlı bir kitap yazmış, 'Gaybın sırlarını benden sorun.' demiş. Bunlar Hazret Ali’ye atılmış iftiralardır."
[43] 42. "Allah Cebrail vasıtası ile, Hazreti Ali’ye bir sayfa indirmiştir. Son Peygamber belli iken, Allah’ın Hazreti Ali’ye vahiy indirmesi söz konusu olabilir mi?"
[44] 43. “Ben müridimin muhafızıyım.” Yine Abulkadir Geylani’ye atfedilen bu söz ise şöyle açıklanmıştır: “İlmi cifir itibarıyla, makamı ebcedi hesabıyla, bin üç yüz otuz altıyı gösterir. Demek Hazreti Gavs, bu tarihte, istikbalde gelecek müridini emri ilahi ile muhafaza edecek…”
[45] 44. “Bazı veliler geçmişi ve geleceği çok açık bilebildikleri halde, neden geleceğe dair haberleri açıkça söylemek yerine, işaretle veriyorlar.” diye sorulan bir soruya, Bediüzzaman’ın verdiği bir cevabı, itirazcı tenkit ederek, saldırı ve hakaret aracı olarak kullanmaktadır.
[46] 45. Müddei, Bediüzzaman’ın, Eskişehir hapishanesinin penceresinin karşısında bulunan lise mektebinin bahçesinde raks eden kızların istikbali hakkında, bir kanaatini veya ileri görüşlülüğünü tenkit etmekte ve hakaret etmektedir.
[47] 46. "Said Nursi gaybı kurcalamak için mushaf delme işine de kalkışmıştır. Kehf suresindeki belirli bir noktadan, Fatır suresindeki belirli bir yere kadar, Kur’an sayfaları delinirse, köpeğin ismi çıkıyormuş."
[48] 47. "Said Nursi’nin en çok yaptığı şeylerden biri de İslam dışı yöntem ve söylemlerini eleştirenleri Vehhabilikle ittiham etmesi olmuştur."
[49] 48. "Saidi Nursi, Abdulkadir Geylani’nin, öldükten sonra, tıpkı hayattaki gibi tasarrufunun devam ettiğini iddia etmekte ve tasavvuf ehlinin kabul ettiği 'Gavsı Azam' veya 'Kutbu Azam' yakıştırmalarına o da inanmaktadır."
[50] 49. "Cevşen hakkında gelen rivayetler uydurmadır. Peygamberimizin böyle bir duası söz konusu değildir. Peygamberimiz Cevşen ile değil, giydiği zırh ile korunmuştur. İslam’daki tevekkül anlayışı bunu gerektirir."
[51] 50. "Said Nursi’nin ve talebelerinin gördüğü veya gördüklerini iddia ettiği birçok rüyaları Risalelerde yer almakta ve haddinden fazla bu rüyalara önem verilmektedir. Hâlbuki, rüyanın dinimizde hiçbir değeri yoktur."
[52] 51. "Kâinatta meydana gelen birçok olay ve hayvanların hâlleri Risale-i Nur ile ilişkilendirilmiştir."
[53] 52. "Said Nursi küçük çocukların, zamanında kendisine olan alakasını, ileride Risale-i Nur’la imanlarını kurtaracaklarına bağlamaktadır."
[54] 53. "Bardağın kırılması, sobanın patlaması ve Asa-yı Musa risalesinin Ravza-i Mütahhara’da birisi tarafından görülmesinden bile işaretler çıkarılmıştır."
[55] 54. "Said Nursi, bulutların, meydana gelen depremlerin bile Risale-i Nur ile bağlantısı olduğunu ileri sürer ve hatta bunları birer tokat olarak yorumlar."
[56] 55. "Said Nursi’ye göre Risaleler iman kurtarıyormuş, diğer âlimlerin eserleri ise bu konuda yetersiz kalıyormuş."
[57] 56. "Risalelerde deniyor ki, 'Firavunlar, Nemrutlar Risaleleri anlasalardı, iman ederlerdi?..'
[58] 57. “Risalei Nur ölmüş kalplere, su gibi hayat veriyormuş. Ayrıca okuyanların kalbine de huzur ve mutluluk veriyormuş.”
[59] 58. "Risale-i Nur belaları defediyormuş!.."
[60] 59. "Risale-i Nur hastalıkları da tedavi ediyormuş!.."
[61] 60. "Risale-i Nur atom bombasından bile güçlüymüş!.."
[62] 61. "Risale-i Nur Hz. Musa (as)’ın asası gibiymiş?.."
[63] 62. "Risale-i Nur benzersiz bir esermiş!!!"
[64] 63. "Risale-i Nur affedici imiş!.."
[65] 64. "Risale-i Nur millete ekmek gibi lazımmış!.."
[66] 65. "Risale-i Nur’daki akıl, filozofları bile şaşırtıyor muş!!!"
[67] 66. "Bazı Risalelerin harfleri de sırlıymış!.."
[68] 67. "Risale-i Nur dinsizleri imana getiriyormuş!.."
[69] 68. "Risalelerin bir harfine dahi itiraz edilemezmiş!.."
[70] 69. "Risale-i Nur’a hücum edenler kefenini boynuna takmalıymış!.."
[71] 70. "Risale-i Nur yirmi senelik medrese ilmi veriyormuş!.."
[72] 71. "Risale-i Nur yangında koruyormuş!.."
[73] 72. "Risale-i Nur’a hücum edilince neler olurmuş?.."
[74] 73. "Risale-i Nur’un telifi emsalsizmiş!.."
[75] 74. "Risale-i Nur’un bir harfine dokunmak büyük günahmış!.."
[76] 75. "Risale-i Nur yolunda çalışıp hizmet etmek günahlara kefaretmiş!.."
[77] 76. "Risale-i Nur içindeki hakikatler hiçbir eserde yokmuş!.."
[78] 77. "Risale-i Nur’un gelmesini bütün dünya bekliyormuş!.."
[79] 78. "Risale-i Nur bir güneş, bir okyanusmuş!.."
[80] 79. "Risale-i Nur kusursuz bir kitapmış!.."
[81] 80. "Risale-i Nur Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmesini önlemiş!.."
[82] 81. "Nurcular, öldükten sonra Risale-i Nur ile hesap vereceklerini sanıyorlar!.."
[83] 82. "Said Nursi’ye, 'Bediüzzaman' unvanı verilmekle, onun benzersiz olduğu iddia edilmiştir!.."
[84] 83. "Risalelerde, 'O Zat (Said Nursi) şecere-i risaletin son meyve-i münevveridir.' deniyor. Yani peygamberlik ağacının son meyvesidir Said Nursi!.."
[85] 84. Öğrencileri diyorlar ki: “Bediüzzaman, Risale-i Nur’un şahsı manevisi ile yalnız bir devleti değil, dünya yüzündeki milletlerin idaresi ona verilse, onları selamet ve saadet içinde idare edecek bir iktidar ve inayete maliktir.”
[86] 85. “Risale-i Nur’u gaye-i hayat edinen bir Nur talebesi, yüz adam kuvvetinde olduğu ve yüz nasih kadar iman ve İslamiyet’e hizmet ettiği, ehli hakikatça musellem ve müsadakktır.”
[87] 86. "Risale-i Nur’da, Said Nursi’ye, risalelerine olan övgüler çıkarılsa, risalelerin hacmi oldukça küçülür!.."
[88] 87. "O sürekli kurduğu hayal ve hikayeleri ile kendisini üstün bir zat göstermeye çalışmıştır. Aslında bir insanda sıra dışı haller gerçekten görünse bile, bu durum onun doğru yolda olduğunu göstermez. Önemli olan, o kişinin söylemlerinin, yaşamının Kur’an ve sahih sünnete uygunluğudur."
[89] 88. “O zaman o insaflı, adaletli zatlar bizi beraat ettirdiler, adliyenin adaletini gösterdiler.” Burada ise Said Nursi’nin, tağuti sistemin mahkemelerini adaletli olarak vasıflandırıp övdüğünü görmekteyiz. Oysa, mutlak adalet, sadece Allah’ın kanunları ile hüküm veren mahkemelerde olur…
[90] 89. "Said Nursi, Amerika’nın, dünyanın en büyük devleti olduğunu ve din hakikatlerine sahip çıkıp dinsizlikle mücadele ettiğini, Müslüman devletler ile ittifak kurduğunu iddia etmektedir!.."
[91] 90. "Said Nursi, Amerika gibi zalim bir devletin uyguladığı şeytani siyaseti anlayamamış ve Amerika’yı övmüştür…"
[92] 91. "Said Nursi, kominizme karşı, Nurcular ile misyonerlerin ittifak etmesi gerektiğini ifade etmektedir. Hâlbuki, Allah Hristiyanlar ile dost olmayı yasaklamıştır…"
[93] 92. "Her tefsir, tefsir edene ait olduğuna göre, Risale-i Nur’un da Said Nursi’ye ait olması gerekmez mi? Said Nursi nasıl olur da kendi yazdığı tefsir için, 'O benim değil, Kur’an’ın malıdır.' diyebiliyor?"
[94] 93. "Kur’an vahiy eseri olduğuna göre, Said Nursi kendi kitabını nasıl Kur’an’a mal edebilir?.."
[95] 94. "Risalelerin olağanüstü tesiri varmış. Kim söylüyor? Bunu Said Nursi ve bir de çeşitli nedenlerle ona bağlı olanlar söylüyor. Hani ne derler: Şeyhin kerameti kendinden menkul!.."
[96] 95. "Said Nursi, ayet ve hadislerin manalarını saptırarak kendine göre bir din anlayışı kurmuş; bu dinin adı da Nurculuktur..."
[97] 96. "Nurcuların hemen hepsi, sakal yerine, Said Nursi’nin sünneti olan bıyığı tercih ederler!.."
[98] 97. "Nurcular, Kur’an’ın yerine Risale-i Nur’u dolaylı Kur’an görerek baş tacı etmiş ve Kur’an’dan uzaklaşmışlardır..."
[99] 98. "Nurcular, Kur’an’ın anlaşılmaz olduğu iddiasından yola çıkılarak, insanları Risalelere yönlendirmişlerdir..."
[100] 99. "Sonuç olarak ahiret hesabında yakayı kolay kurtaracaklar, tevhid dininin mensupları olacaklardır. Hurafelerle, cifir hesapları ile uğraşan, tedavilik vakaların dinine sahip olanlar, kurtuluşa eremeyeceklerdir."
[101] 100. Kurtuluş sadece İslam’dadır, şuculuk buculuk peşinde koşmakta değil… “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.” (En’am, 6/159)