Ana Sayfa

Sorularla Risale

MUSTAFA KARAPINAR

İlk defa 1947 yılında Emirdağ'da Hayri Gence vasıtasıyla Üstad Bediüzzaman ile tanışmak şerefine nail oldum.

"Üstad adına Kelime-i Tevhid çektim"
"İlk defa 1947 yılında Emirdağ'da Hayri Gence vasıtasıyla Üstad Bediüzzaman ile tanışmak şerefine nail oldum. Daha evvel de kendisinin fevkalâde bir âlim olduğunu duymuştum.
"Çok mütevazı olmakla beraber, gayet ciddi idi. Giyim kuşamı tam mânâsıyla İslâm kisvesi idi. Bana, 'Kur'ân okumasını biliyor musun?' diye sordu. 'Hayır, bilmiyorum' dedim.
"Kur'ân'ı öğren kardeşim' dedi.
"Yine 1947 senesi Ramazan ayında Kadir Gecesinde geceyi ihya etmek için Osman Çalışkan beni çağırmıştı. Üstad rahatsız olduğundan bana iki yüz defa Üstad adına Kelime-i tevhid çekmemi istediler. Ben de Üstad adına çektim.
"Gece rüyada kapımızın zili çalındı. Kapıyı açtığımda Üstad karşımda idi. 'Teşekkür ederim kardeşim' dedi.

İhbar eden memurun akıbeti
"Afyon'da tevkif olduktan sonra bir gün yatsı namazını kılmış, sobanın başında oturuyordum. Yarı uyku vaziyetinde idim. Odanın kapısı açıldı. Üstad girdi, etrafımda dolaştı ve dışarı çıktı. Uyandığımda kimse yoktu. Ertesi gün vazife icabı mahkemede bulunuyordum. Kötü niyetli bir memur, 'Bu da Bediüzzaman Said Nursî ile görüşüyor' diye ihbar etmiş. Evim ve dairem arandı. Fakat bir şey bulunamadı. Oysa arama sırasında dört tane kitap çantamda, yanımda asılı duruyordu.
"Tam o gün, akşam üzeri postacı bir telgraf getirdi. Beni ihbar eden memurun vazifesine Ankara'dan son veriliyordu.
"Üstad tabiatı çok severdi. Devamlı kırlara çıkardı. Birkaç sefer kırlara çıkması için ona kendi atımı verdim."

(Son Şahitler kitabının, üçüncü cildinden derlenmiştir...)

OKUNMA: 2068

Sorularla Risale