Ana Sayfa

Sorularla Risale

Risale-i NUR Mahkemelerinin Adil Hâkimlerinden Senirkent'li HESNA ŞENER (l903-l975)

Senirkent, yetiştirdiği imanlı ve münevver evlatlarıyla, bu vatan ve millete büyük hizmetleri olan mübarek bir beldedir. Ne zaman bu mübarek beldenin bahsi olsa, hemen Semerkant, Taşkent ve Buhara'yı düşünürüm. "Tola Hanedanı"ndan, Senirkent'in "Kara Melek"i Dr. Tahsin Tola'nın hanesinde misafir oluşumu hatırlarım.

 

Tola ailesi ve bu ailenin akrabalarından olan Hesna Şener, bu münevver vatanperverlerden biridir. l903 yılında Senirkent'te dünyaya gelen Hesna Şener, eski alay müftülerinden yarbay Nuri Beyin kızıdır. Annesi ise Akile Şener'di.

İlk, orta ve lise tahsilinden sonra Hukuk Fakültesini başarıyla bitirmişti. bazı yerlerde geçen kısa memuriyet ve hizmetinden sonra Denizli'ye hakim olarak tayin edilmişti. l942 senesinden itibaren tam otuz üç yıl bu vazifede kaldı.

l943 senesinde Bediüzzaman Said Nursî'nin talebeleriyle birlikte verildiği Denizli mahkemesinin âdil hakimlerinden olarak ebedî fazilet ve adalet levhalarına geçen bahtiyarlardandı. Risale-i Nur'un hizmet tarihinde mühim bir dönüm noktası olan Denizli mahkemesinin ilk beraat kararını veren merhum Muğlalı Ali Rıza Balaban Bey'in bu kararına iştirak eden bir Senirkent hanımefendisiydi. Risale-i Nur müellifi: "Hâkim-i âdil ile beraber, hakiki adalete çalışan zatlar, değil yalnız bizi, belki Anadolu'yu ve âlem-i İslâmı manen minnettar eylemişler" diye bu mutlu hakimleri senalarla alkışlamıştı. İşte Senirkentli Hesna Şener Hanımefendi "Anadolu'yu ve İslâm âlemini" minnettar eden kahraman kadınlardan bir âdil bahtiyardı. Mekânı ve makamı nurlarla dolsun.

l974 kışında Almanya'da Denizli'li bir dosttan Hesna Şener'in hayatta ve hâlen hakimlik vazifesine devam ettiğini öğrendiğim zaman ne kadar sevindiğimi tarif edemem. Baharda onu görmek ve hatıralarını dinlemek için Denizli'ye kadar gittiğimiz halde, kendileriyle görüşmek ve anlatacaklarını dinlemek kısmet olmamıştı.

Sonraya tehir ettiğimiz bu tarihten sonra, evlerine kadar gitmiştim. Merhum hanımefendi bizi çok âlicenab bir şekilde karşılamıştı. Bizlere anlatırken, üniversiteyi bitirmemizi ve sevgili vatanımızın bir köşesinde genç nesillere hizmet ederek, onların da bizler gibi olmasını tavsiye etmişti. Bu ziyaretimden az bir zaman sonra 22 Temmuz l975 tarihinde Hesna Şener Hanımefendi'nin vefat haberini duymuştum.

Denizli'ye tayin edilişinden itibaren otuz üç yıl, tıpkı namazdaki tesbihin mübarek sayısı kadar, orada yer değiştirmeden dirayetle vazifesine devam etmiş ve ancak vefat edişiyle görevinden ayrılmıştır.

Bazı haller ve şartlar var ki, zerre kadar bir hizmet o hallerde dağ gibi bir ehemmiyeti haiz olur. Vatan muhafazası için nöbet tutarken soğuktan donan bir erin, şehitlik gibi yüksek bir makamı kazanması halinde, makamındaki yücelik ne ise, Denizli'nin âdil hakimlerinden Hesna Şener'in: "Dinden ima ve telmih yoluyla dahi bahsetmek yasaktır" denildiği ve bunun bir emir halinde bütün vatana bildirdiği Halk Partisi'nin o kara ve karanlık günlerinde, Said Nursî gibi bir İslâm fedâisi ve kahramanının ve talebelerinin beraatini resmen ilân etmeleri, hem de "Beşinci Şua" davasının, beraati kararı merhum hakimleri her türlü takdir ve tebcile şâyân kılmıştır.

Bizler, halkçıların o zulmetli günlerini yaşayanlardan dinlemekteyiz. Bir tek dinî eserin dahi yazılmasına ve neşrine müsaade etmeyen bir kara zihniyetin hakimiyetinde, âdil hakimlerin şerefli kararları bu vatan ve millet için hassaten Denizli ve Senirkent'liler için bir şeref levhası halinde, bir yüz akı olmuştur.

l5 Haziran l944 tarihli beraat kararıyla, din ve fazilet ehli insanları tahliye eden Hesna Şener ve arkadaşları istikbâl nesilleri tarafından ve bugün bizlerce şükranla anılmaktadırlar.

Vefatından sonra Senirkent'lilerin bütün ısrarlarına rağmen Denizli'nin imanlı ve kadirbilir insanları Hesna Şener Hanımefendi'nin naaşını vermemişlerdi. Yapılan büyük bir merasimle, Denizli'nin asrî mezarlığına defnedilmişti.

Bekâr olarak mücerret bir ömür ve hayat geçiren Hesna Şener Hanımefendi'ye, Allah'tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz.

9 Ağustos l975 Senirkent postası gazetesi'nde Hesna Hanım Efendi'nin vefat haberi:

 

 

"İlk kadın hukukçumuz ilk kadın hakimimiz Hesna Şener'i kaybettik"

İlk üniversite mezunu, İlk hukukçu ve ilk hakim hanımlarımızdan Hesna Şener'i 22 Temmuz l975 tarihinde kaybettik. l903 yılında Senirkent'te doğan, merhum emekli Yarbay Nuri Şener ve merhume Akile Şener'in kızları ilk, orta, lise ve üniversite tahsillerini başarılı bir şekilde bitirdikten sonra bazı yerlerde geçen kısa hizmetinden sonra en son Denizli hakimliğine tayin edilmiş ve 33 yıl yer değiştirmeden bu şerefli vazifesine devam etmiştir.

Vefatını haber alan akrabaları cenazesini Senirkent'e getirmek istemişlerse de Denizli'nin kadirbilir ve Vefakâr halkı memleketlerine 33 sene hizmet eden hakimlik gibi güç bir hizmeti hakkıyla başaran, hiç bir şeyin karşısında zayıf davranmayan hayırsever, insancıl halleriyle ve ideal bir ahlâk örneğiyle herkese nümune olan bu mümtaz hemşehrimizin cenazesini bütün ısrarlara rağmen Denizli halkı ve meslektaşları vermemişler, gönüllerindeki sevgi gibi kendi topraklarına gömmek istemişlerdir."

Cenaze merasimine pek çok halk katılmış, derin bir tazim saygı ve huşu içinde ve arkadaşlarının omuzları üzerinde değerli kızımız Denizli asrî mezarlığına defnedilmiştir. Hesna Şener hanıma Allah'tan gani gani rahmet niyaz ederken yakınları mühendis Galip Şener'e, Dr. Faik Şener'e, Dr. Tarık Şener'e, Dr. Ali İhsan Şener'e ve Hakim Altan Şener'e, diğer akraba, dost ve meslek arkadaşlarına başsağlığı dileriz.

(Son Şahitler kitabının, ikinci cildinden derlenmiştir...)

OKUNMA: 2492

Sorularla Risale