Ana Sayfa

Sorularla Risale

Risalelerde; “Deccalın bir yalancı cenneti var (...),” şeklinde geçen rivayetin doğru olmadığı ve yorumunun da yanlış olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız?

İtiraz edilen kısım:
   
“Rivayetlerde gelmiş ki: "Deccalın bir yalancı Cenneti var; kendine tâbi’ olanları ona atar. Hem yalancı bir Cehennemi var; tâbi olmıyanları ona atar. Hattâ o kendi merkebinin de bir kulağını Cennet gibi, bir kulağını da Cehennem gibi yapmış... Azamet-i bedeniyesi bu kadardır, şu kadardır..." diye târifat var?”

“Ama Deccalın yalancı Cenneti ise, medeniyetin câzibedar levhiyatı ve fantaziyeleridir. Merkebi ise, şimendifer gibi bir vasıtadır ki bir başında ateş ocağı bulunur, kendine tâbi’ olmıyanları bâzan ateşe atar. O merkebin bir kulağı, yâni diğer başı Cennet gibi tefriş edilmiş, tâbi’ olanları oraya oturtur. Zaten sefih ve gaddar medeniyetin mühim bir merkebi olan şimendifer, Ehl-i sefâhet ve dünya için yalancı bir Cennet getirir. Bîçâre ehl-i diyânet ve ehl-i İslâm için medeniyet elinde Cehennem zebânîsi gibi tehlike getirir, esaret ve sefalet altına atar.”



İddia:

Bu konuda bazı hadisler vardır ancak asılları şöyledir: "Deccal’ın sol gözü sakat, saçı çoktur. Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardır. Onun cehennemi bir cennet, cenneti de bir cehennemdir."

    "Deccal’ın beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır. Fakat, onun ateşi soğuk bir sudur, suyu ise yakıcı bir ateştir."

    Huzeyfe ile Ebu Mesud (r.a.) bir araya geldiler. Huzeyfe (r.a.) şu hadisi nakletti: "Muhakkak ki ben, Deccal’ın beraberinde olan şeyi ondan daha iyi bilmekteyim. Muhakkak onun yanında bir su nehri ve bir de ateş nehri bulunacaktır. Fakat, sizin ateş olarak gördüğünüz şey bir sudur. Bir su olarak gördüğünüz şeyse bir ateştir. Binaenaleyh, sizden her kim Deccal’ın çıkması zamanına erişir de suyu içmek isterse, bir ateş olarak gördüğü şeyden içsin. Çünkü, kendisi o ateşi bir su bulacaktır."

    Hadislerde belirtilen su ile ateş hakikate mahmûl olmayıp, cennet ile cehennemin birer remzi olacaktır. Yani Deccal, cennet ve cehennemi temsil eden birtakım harikalar gösterecektir. Bu da yüce Allah’ın, kullarını imtihan ettiği fitnelerden birisidir.

    Cennet misalinden murat, sudur. Çünkü su, bütün nimetlerin zahirî sebeplerindendir. Ateş misalinden murat da, elem ve azaba sebep olacak şeylerdir. Fakat, kullarını imtihan için bu harikaları ona veren Allah, ateşini suya ve suyunu ateşe çevirmek suretiyle, onu halk huzurunda rezil rüsva edecektir.
Bu hadislerde ne eşekten, ne eşeğin başından ve ne kulağından bahis vardır.
   

İddiaya Cevap:

İtiraz noktaları şunlardır:
a.    Deccal’in yalancı cennet ve cehennemi vardır.
b.    Bir merkebi vardır.
c.    Ve bunların tevilleri:

(a)    şıkkı için itirazcı, bir yandan “Deccal’in cennet ve cehennemi olduğuna dair” bir hadis olmadığını ima ediyor. Diğer yandan İlgili cennet ve cehennem sözcüklerinin gerçek değil, sembolik bir ifade olduğunu söylüyor.

Buna cevabımız:
 
Hadiste, Deccal’in  cennet  ve cehenneminin olduğu açıkça belirtilmiştir. Müslim, Ahmed b. Hanbel ve İbn Mace’nin rivayet ettiği bir hadiste -mealen- şu ifadelere yer verilmiştir: "Deccal’ın beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardır. Onun cehennemi bir cennet, cenneti de bir cehennemdir.”(Müslim, Fiten, 104,109; İbn Hanbel, 5/383; İbn Mâce, Fiten, 33/ 4071)

Diğer bazı rivayetlerde Deccal’le birlikte olan “su ile ateş” karşılaştırılması yapılmıştır.(bk. Buharî, Enbiya, 50, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 106;107; 108).

- Bu iki farklı rivayeti karşılaştırdığımızda “SU”nun cenneti, “ATEŞ”in de cehennemi ifade etmek üzere kullanıldığını rahatlıkla anlayabiliriz.

- Demek ki, hadislerde “Deccal’in cennet ve cehennemi olduğu”  reddedilemez bir gerçektir.

(b)    maddesinde yer alan “Deccal’in eşeği” de itirazcının hedefi olmuştur. Bu kişi, Deccalin eşeğinden bahseden hadislerin bulunmadığını iddia  etmiştir.

Hz. Cabir şunları anlatıyor: Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Deccal, dinin değersiz görüldüğü, ilimden yüz çevrildiği bir devirde gelir. Onun dünyada dolaşacağı dört gecesi / günü vardır. Onlardan bir gün bir sene, bir gün bir ay, bir gün  bir Cuma / hafta kadardır. Diğer günleri sizin şimdiki günleriniz gibidir. Onun bineceği bir eşeği / biniti vardır ki, iki kulağının arası kırk arşındır. İnsanlara “Ben sizin rabbinizim.” der. Halbuki o a'var / şaşıdır, Rabbiniz ise şaşı değildir. Onun iki gözü arasında / alnında -heceli olarak- “K F R” yazılıdır. Okuma yazması olan olmayan; her mümin onu okur…” (Ahmed b. Hanbel, 3/367).


(c.) maddesinde yer alan tevil meselesi konusunda itirazcının “Hint kumaşı” değerinde gördüğü “Hadisler, Said Nursî’nin naklettiği gibi olmadığından, onun tevilleri de yine yanlıştır. Elbette bu fitne, Said Nursî’nin yorumladığı gibi değildi.” şeklindeki ifadeleri, ilmîlikten yoksun, muzmar bir kinin dışa vuran ümitsizlik çırpınışları olarak görünmektedir.


- İtirazcının Kâmil Miras ve Sofuoğlu’nun; “Hadislerde belirtilen su ile ateş hakikate mahmûl olmayıp, cennet ile cehennemin birer remzi olacaktır. Yani Deccal, cennet ve cehennemi temsil eden birtakım harikalar gösterecektir. Bu da yüce Allah’ın, kullarını imtihan ettiği fitnelerden birisidir.” şeklindeki yorumlarını tereddütsüz kabul etmesi, buna karşılık Bediüzzaman’ın yorumları tereddütsüz reddetmesi ayrı bir garabet örneğidir.

- Basitlik ve yüzeysellikte Orta Çağ’ın yadigârı görünümünde olan bu itirazcının “Hadislerde belirtilen su ile ateş hakikate mahmûl olmayıp, cennet ile cehennemin birer remzi olacaktır.” şeklindeki mütalaası, gerçekten akılları donduracak cinstendir. Çünkü, bu ifadelerde, Bediüzzaman Hazretlerinin, hadislerde yer alan “cennet-cehennem / su - ateş” sözcüklerini hakikat olarak telakki etmiş ve Deccal’in bir elinde koca cennet, bir elinde koca cehennem olduğunu sanmış olduğu iddiası yatmaktadır.

Hâlbuki başka hiçbir izaha gerek olmadan sadece onun “Deccal’ın bir yalancı cenneti var; kendine tâbi’ olanları ona atar. Hem yalancı bir cehennemi var; tâbi olmayanları ona atar…” şeklindeki ifadesini anlayan herkes, Bediüzzaman’ın Decal’le beraber olan cennet ve cehennemi “yalancı” vasfıyla anması, onların gerçek olmadıklarını  ifade etmek için kullanıldığını anlar...

- Buna göre, hadiste manası kapalı bir temsil ve teşbih söz konusudur. Bu ise konunun  yoruma açık olduğunun göstergesidir. Bediüzzaman’ın yaptığı yorumları kabul etmeyebilirsiniz, fakat onun yanlış olduğunu söylemeniz için, yapılan yorumların İslami akide ve esaslara taban tabana zıt olduğunu ispat etmek ile olur. Bu ise mümkün değildir. -hiç olmazsa- onun çeyreği kadar bir ilim ve burhana, bir marifet ve irfana sahip olmanız gerekir. Yoksa yıldız böceğinin güneşle yarışa girmesi gibi çok komik bir manzara ortaya çıkar ve çıkmıştır.

OKUNMA: 8994

Niyazi BEKİ (Doç. Dr.)