Ana Sayfa

Sorularla Risale

ULU’L-EMR

Kur’an-ı Kerîm’de itaat konusunda şöyle buyrulur: “Allah’a itaat edin. Peygambere ve ulu’l-emrinize itaat edin” (Nisa, 59).

Ulu’l-emr âmir, idareci anlamındadır. Amire itaat, kayıtsız şartsız bir itaat midir, yoksa belli kayıtları var mıdır? Şu ayet, itaatin mutlak değil, kayıtlı olduğunu bildirir:
“Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve ıslah etmeyen müsriflerin (aşırı gidenlerin) emrine itaat etmeyiniz” (Şuara, 151-152).

Hz. Peygamber Efendimiz de (asm.) bu konuda şu açıklamayı yapar:
“Müslüman kişiye vacip olan, bir günahla emredilmediği müddetçe, sevse de sevmese de dinlemek ve itaat etmektir. Fakat bir günahla emredilse, dinlemek ve itaat etmek yoktur.” (Tirmizi, Cihad, 29)

Çünkü Allah’a isyan olan şeyde, kula itaat edilmez.

Asr-ı saadette yaşanan şu olay, konumuza ışık tutacak mahiyettedir:
Resulullah (asm), bir grubu sefere gönderir. Onlara, komutanlarına itaat etmelerini hatırlatır. Yolda giderlerken, bazıları itaatte kusur eder. Sinirlenen komutan, grubu durdurur, etraftan odun toplamalarını söyler. Toplanan odunları yaktırır ve “Kendinizi bu ateşe atın!” der. Askerler, adeta şok olur. Kimi, “Peygamberimiz itaat etmemizi istemişti; haydi kendimizi ataşe atalım” derken, diğerleri karşı çıkar. “Bizler, ateşten kurtulmak için peygambere tabi olduk. Ne diye kendimizi ateşe atalım” derler. Tartışma esnasında ateş söner; bu arada komutanın öfkesi de söner. Görevlerini yapıp Medine’ye dönerler. Durum Hz. Peygambere anlatıldığında şöyle buyurur: “Şayet o ateşe girselerdi, hep ateşte kalırlardı. Allah’a isyan olan durumda itaat yoktur. İtaat, ancak maruf (meşru) şeylerdedir.” (Ebu Davud, Cihad, 87)



OKUNMA: 2042

Sorularla Risale