Ana Sayfa

Sorularla Risale

Risalelerin, tereddüt ve vesveselere maruz kalan insanların imanlarını kurtarmak adına, dinin tılsımlarını izah ederek önemli hizmetlere vesile olması tespitini yanlış görerek tenkit edenler var. Bu konuda ne dersiniz?

İtiraz Edilen Kısım:

Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakâik-ı Kur'aniyenin muammalarını keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp, bazan îmanını kaybederdi. Şimdi, bütün dinsizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler.[1]

Bu Tılsımlar Mecmuası Risâle-i Nur’un ve dînin ve îmanın ve Kur'ân’ın yüzer muammâ ve tılsımlarının keşfiyatından bir kısmını beyan eder. Her bir parçada bir ehemmiyetli muammâ-yı Kur'âniye ve tılsım-ı îmâniye hall ve keşfedilmiştir.[2]

İddia:

Tılsım, herkesin bilip çözemediği gizli şey, gizli sır, fevkalâde kuvvet ve tesiri hâiz olan şey anlamlarına gelmektedir.[3]

Yukarıdaki ifadelerde "tılsım" kelimesi, eğer herkesin bilip çözemediği şey anlamında kullanılmış ise, buna "tılsım" değil, "müşkil" denir. Bu anlamda "garîb" de kullanılmıştır. Bir şeyin çözümünün zor olması başka bir şey; o şeyin gizli, sır olması başka bir şeydir. Dinin, imanın, ayet ve hadislerin müşkülü olabilir, ama bunlar gizli, sırlı değildir. Dinimiz, Kitabımız apaçıktır. Allah Tealâ, onu insanlar için anlaşılır biçimde indirmiştir.

İddiaya Cevap:

Bir yandan tanımı yapılırken “Tılsım herkesin çözemediği gizli şey, gizli sır” manasına geldiği belirtilmiş, diğer yandan ‘tılsım’ kelimesi, eğer herkesin bilip çözemediği şey anlamında kullanılmış ise, buna "tılsım" değil, "müşkil" denir” ifadesine yer verilmiştir. Bu iki ifade açıkça bir çelişki ve tutarsızlık göstermektedir. Madem Tılsım gizli sır manasına geliyor, Bediüzzaman’ın onu bu manada kullanması için itirazcı efendiden izin mi almalıydı?

- İslam aleminde ve  tasavvuf literatüründe, “tılsım” kelimesinin “gizli sır” manasında kullanılması çok yaygındır.(bk. Lisan, ilgili madde)

- Cürcanî, kutbu tarif ederken, şu görüşlere yer vermiştir: Kutup; -başkalarının kendisinden medet beklediği, yardım istediği için- gavs (yardıma koşan) adıyla da anılır. Bu zat, her bir zamanda Allah’ın nazar ettiği ve kendi katından / ledünnî ilminden en büyük “TILSIM” verdiği bir şahsiyettir. Bu kutsî zat, -ruh bedende seyrettiği gibi- kâinat çapında; varlıkların zahir ve batınlarının pınarlarında, gözeneklerinde seyr-u seyahat eder. Elinde umumî feyiz ölçüsü vardır. Ölçüsü ilmine, ilmi ise Hakk’ın ilmine tabidir. ”(Tarifat -şamile- 1/57).

Burada da görüldüğü üzere, “TILSIM” sahibi Allah’ın özel lutfuna mazhar olan özel bir şahsiyettir. Bunu okurken, gerçekten sanki Cürcanî Bediüzzaman Hazretlerini ve Risale-i Nur’u tarif ediyor gibi geldi bana...

- Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki ifadeleri tartışmaya izin vermeyecek kadar açıktır:

“Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakâik-ı Kur'aniyenin muammalarını keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp, bazen îmanını kaybederdi. Şimdi, bütün dinsizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler.”(Kastamonu Lâhikası, 231).

- Evet, Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını, (özellikle bu materyalist asırda) çoklarının aklının ermediği dinin derin sırlarını ve Kur’an’ın derin hakikatlerini keşfetmiş, dalaletin fen ve felsefeden geldiği bu asrın aklına da bunları ilmî bir tarzda ispat etmiştir.

Bu gün Risale-i Nur’dan aldığı tahkikî iman dersleriyle imanının kurtarmış veya dinsizlik tehlikesinden korumuş milyonlarca insanlar meydandadır. Bunların hepsi, başka eserlerde cevabını bulmadıkları pek çok dinin “tılsımlarını” bu eserler sayesinde öğrendiklerini itiraf etmektedir. İçinde ilahiyatçı, medrese alimi, fen alimi, felsefeci gibi pek çok ilim dallarında uzman olan bu zatların şahadetini göz ardı etmek, ilmi göz ardı etmek manasına gelir.

- İşte Haşir Risalesi; ikinci hayat tılsımını açarak pek çok materyalist aklı imana getiren eşsiz bir ser.

- İşte Kader Risalesi; eskiden beri kafalardaki şüpheleri barındıran, İslam aleminde mutezile ve cebriye fırkalarını ortaya çıkaran kaderin varlığını, insanın cüzî iradesi ile Allah’ın küllî iradesinin nasıl telif edilebildiğini görmek isteyen bu esere baksın ve Dinin bu “tılsımının” nasıl çözüldüğünü görsün..

- İşte asrın en büyük handikabı olan “zengin-fakir, patron-işçi, burjuva-emekçi” tabakaları arasındaki kavgayı bitirecek “zekâtın vücubu, faizin yasağı” formülünü ortaya koyan ve  “Sen çalış ben yiyeyim; ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölmüş bana ne.” şeklindeki iki cümle ile insanlığın vicdanını harekete geçiren ve sosyal hayatı kominizim ve kapitalizmin zulmünden kurtaran Kur’an’î “tılsımlar” ve çözüm formülleri...

- İşte üç yüz yıldan beri İslam aleminde bir kavga içerisinde bulunan mektep-medrese-tekke kavgasını bitirmeyi hedefleyen “Medresetu’z-Zehra” projesi…

- İşte Türkiye’nin birliğini, dirliğini sağlayacak olan Risale-i Nur’un formülleri... Dinden uzak bir eğitimin 1971 yılında olumsuz meyvelerini vereceğine dair en az yirmi sene önce haber verdiği bir tılsım, Kur’anî bir keşif...

- İşte Uhuvvet Risalesi... İttihatçıların bir marifeti olan ırkçılığın reçetesi...

- İşte hastaların derdine derman yetiştiren morallerini yükselten, adeta hastalığı hoş gösteren bir Kur’anî Tılsımın iksır’i nuranisi... Hastalar Risalesi!..

- İşte aile hayatını güzelce dizayn eden, tesettürün bir fıtrat kanunu olduğunu ispat eden Tesettür Risalesi.

- İşte Kur’an’ın kırk yönden mucize olduğunu eşsiz bir tarzda ortaya koyan Yirmi Beşinci  Söz.

- Ve işte, İslam’a, Kur’an’a yapılan ve bin yıldan beri teraküm eden  itirazların yersizliğini ve yanlışlığını ispat eden yüzlerce imanî mesele...

* * *

İddia:

Kur'an’ın bir ismi de "Beyan"dır.


           "Bu, insanlar için bir beyandır. (...)"[4]

           "Andolsun, sana apaçık ayetler indirdik. (...)"[5]

          "(...) Sana, her şeyi açıklayıcı olmak üzere bu Kitabı indirdik. (...)"[6]

 
            "(...) Bunlar, apaçık Kitabın ayetleridir. Biz, onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ki anlayasınız."[7]
     
            "Ve işte biz, Kur'an’ı böyle açık açık ayetler olarak indirdik. (...)"[8]

Birçok dinî meseleyi herkesin bilip çözemeyeceği bir gerçektir ve gayet tabiîdir. Anlaşılması zor birçok müşkülü ancak müçtehitler, âlimler hâlledebilir.

İddiaya Cevap:

Demek ki Kur’an’ın açık bir beyana sahip olması, rastgele herkesin anlayacağı tarzda olduğu anlamına gelmez. Kur’an’ın açık ifadesiyle Hz. Muhammed (asv)’in tebliğden başka bir görevinin de teybin / Kur’an’ı açıklama olması, bu gerçeğin açık göstergesidir. Tarih boyunca, İslam alimleri Hz. Peygamber (asv)’in tebliğ vazifesini yürüttükleri gibi, teybin / açıklama vazifesini de sürdürmüşlerdir.

İşte asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Hazretleri de içinde bulunduğu zaman diliminde İslam’ı tebliğ etmesi yanında, onu açıklamak için de yüz otuz parça eser ortaya koymuştur. Bu gün dünyanın her tarafında gönülleri fetheden bu eserlerin bu nurlu futuhatını görmezlikten gelenlerin, bu din-i mübin-i İslam’a ne yaptıklarını merak ediyoruz.

Dipnotlar:

[1] Kastamonu Lâhikası, 231, Yirmiyedinci Mektubdan/Risale-i Nur Şâkirdleri Tarafından Sorulan Suale Cevabdır.

[2] Tılsımlar Mecmûası, 5, Kitabın başlangıcında, Birinci Söz’ün Önünde.

[3] Yeğin, Yeni Lûgat, 735.

[4] Âl-i İmrân, 3/138.

[5] Bakara, 2/99.

[6] Nahl, 16/89.

[7] Yûsuf, 12/1-2.

[8] Hacc, 22/16.

OKUNMA: 4817

Niyazi BEKİ (Doç. Dr.)