Ana Sayfa

Sorularla Risale

Risale-i Nur'daki hadislerin sahih olmadığı iddia edenler oluyor. Bu tür şüpheleri nasıl izale ederiz? Hadislerin sahih olduğunu anlamak için ne yapmalıyız?

Hadislerin sıhhati ve sağlamlığı, asırlar evvel hadis otoriteleri ve alimleri tarafından  test edilip halledilmiş bir konudur. Günümüzde yeniden hadislerin sıhhatini sorgulamak ve eleştirmek, haddi aşmaktan başka bir şey değildir. Zira biz hangi hadisin sağlam, hangisinin uydurma olduğunu yine eski dönemdeki hadis uzmanlarından öğreniyoruz. Bizim bu mesafeden yani bu asırdan, hadislerin sıhhat kontrolünü yapmamız imkânsızdır. Biz ancak eski zamanlarda yapılmış bu çalışmaları günümüzün teknik imkanları ile bir havuzda toparlar, bazı sınıflandırmalar yaparak kaliteli bir basım ile insanlara sunabiliriz. Bunun dışında hadis usullerinin kaideleri ile hadisleri anlamak ve nasıl bir çalışma ile sıhhat testlerinin yapıldığını günümüz insanlarına ispat edebiliriz.

Hadisin dâhi imamları ve otoriteleri, hadisleri sıhhat yönünden gayet mükemmel bir süzgeçten ve elemeden geçirmişlerdir. En ince ayrıntılarına kadar sorguladıktan sonra bu hadis ya da değildir demişlerdir. Diğer ilim dallarında olduğu gibi hadis ilminde de bir icma, bir standart vardır. Bu icma ve standartların haricinde gazel okuyanlara itibar edilmemiştir. Yani o tarihlerde de sağlam ve güvenilir hadislere uydurma diyen sivri akıllı sapkınlar çıkmıştır; ama ümmetin kolektif aklı ve süzgeci bu densizlere fırsat vermemiştir.

İşte günümüzdeki şarlatan hadis düşmanları tarihteki bu aykırı ve çatlak sesleri kendilerine referans alarak iddiada bulunuyorlar. Biz böyle ümmetin ortak kabullerinden uzaklaşmış ve kolektif ilmi standartlara uymayan sapkınları ciddiye almamalıyız. Zaten bütün ilim dünyası da bu prensip ile hareket ediyor. Mesela; fizikçiler içinde birisi çıkıp mesnetsiz bir şekilde fizik kabullerine aykırı bir fikir ortaya atsa, fizik dünyası bunu ciddiye almaz.

İmam Buhari, Müslim, Tirmizi, Beyhaki, Nesei, Suyuti, Ahmed b. Hanbel, Ebû Dâvud, Yahya b. Ma'în, Süfyân es-Sevrî, İmam-ı Deylemi, İmam-ı Taberani, İshak B. Rahuye, Kadı İyaz, İbn-i Mâce, İbn-i Hacer-ül Heytemi,.. bunlar ve bunlar gibi Ehl-i sünnetin otoriter hadis uzmanları dururken, bid'at ehli kişilerin sözüne aldırmamak gerekir. Bu zatların eserlerinde bulunan sahih hadisleri Allah Resulünün (sav) ağzından işitmiş gibi kabul etmek gerekir. Bütün ümmet bu gibi mevsuk imamların eserlerine itimat etmişlerken, bazı bidat ehli imamların sözlerinden şüpheye düşmek, ilim ve vicdan ile bağdaşmaz.

Bu zatlar, hem uzman olmaları hem de Asr-ı saadete yakın olmaları hasebi ile hadiste söz onlara aittir. Maddeci felsefe ile beyni sersemleşmiş liyakatsiz bazı bid'at ehli ilahiyatçıların sözleri, şu uzman ve liyakatli icmanın karşısında sinek vızıltısı gibidir.

Risale-i Nurlarda geçen hadisler,  Ehl-i sünnet muhaddislerin kaynaklarında mevcuttur. Risale-i Nur'da geçen ayet ve hadislerin kaynaklarını gösteren kitaplar mevcuttur, bunlardan bir tanesi Abdulkadir Badıllı Ağabey'in hazırladığı, "Kudsi Kaynaklar" adlı kitap olup Envar Neşriyat tarafından basılmıştır. Bu kaynakları tahkik edersek Risale-i Nur'da geçen hadislerin kaynağını öğrenmiş oluruz.

İbadetlerin dili ile ilgili Risale-i Nurda  bir çok mesele  mevcuttur, bu meseleleri uzman ve bilen bir ağabey ile tahkik edersek daha verimli ve ikna edici olur. Mesela;  Mektubattan, Yirmi Dokuzuncu Mektubun başındaki nükteler bu meselelere işaret ediyor...

İlave bilgi için tıklayınız: 

Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İddia, İtirazlar ve Cevaplar...

OKUNMA: 9154

Sorularla Risale