Ana Sayfa

Sorularla Risale

.Üstad hazretleri, vasiyet yazmak sünnettir diyor. Bu sünnet ifadesini hangi hadise dayandırıyor? Peygamber Efendimiz (sav) vasiyet yazmış mıdır?

Vasiyet: (Lügatte) emir; bir işi bir şahsa ısmarlama, demektir. Vasiyetin çoğulu vesâya'dır.

Şeriatte vasıyyet: Bir malı veya menfaati, ölümden sonra'ya izafe ederek, bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yoluyla (yani, meccanen = karşılıksız olarak) temlik etmektir.

Vasiyetin Hükmü: Kendisine vasiyet yapılan şahsın -bağışa sahib olduğu gibi- yeni bir mülke sahib  olmuş olmasıdır.  Kifâye'de de böyledir.

Bir kimsenin, malının üçte birinden azını vasiyet etmesi, -vârisleri, ister fakir, ister zengin olsunlar- müstehaptır. Hidâye'de de böyledir. Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 13/172-182.

Bize Talha İbnu Musarruf tahdis edip şöyle dedi: ben Abdullah İbn Ebi Evfâ ( R )’ya:

- Peygamber (sav) vasiyet etti mi diye sordum.

O : - Hayır ( vasiyet etmedi ), dedi.

- Bunun üzerine ben :

-Öyleyse insanlar üzerine vasiyet etmek nasıl farz yazıldı, yahut insanlar nasıl vasiyet etmekle emr olundular?
Dedim.

-Abdullah İbn ebi Evfâ :

-Resûlullah, Allah’ın kitabına tutunmak ve onunla amel etmeyi vasiyet etti, dedi. (Buhari, Kitabu’l -Vesâyâ 3 cilt 6 sayfa 2583, )

Resûlullah’a atfen Veda Hüdbesinde : “Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmayacaksınız. O emanet Allah’ın kitabı Kur’an’dır.” (Buhari. Kitabu’l - Hac cilt 4 sayfa 1648,)

Yezid İbnu Erkam (r.a) anlatıyor : Hz. Peygamber (a.s.v) buyurdular ki
“Size uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu  Allah’ın Kitabıdır. Semadan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehli Beytimdir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınız da bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaktır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün” (Tirmizi, Menakıb 77.(3790) )

İmam Malik’e ulaştığına göre, Hz. Peygamber (a.s.v) şunu söylemiştir:
“ Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab ı ve Resûlün Sünneti." (Muvatta, Kader 3, (2, 899)

Vasiyetler dînî açıdan beş grupta toplanırlar:

a. Vacip vasiyetler: Bir Müslümanın hayatında iken ödemesi gereken ama ödeyemediği borçlarını veya başkasına ait hakları -bu borçlar Allah hakkına taalluk edebileceği gibi kul hakkı da olabilir- ödenmesi veya sahiplerine verilmesi için vasiyet etmesi vaciptir. Dolayısıyla elinde birisine ait emanet mal bulunan, birisine borcu olup, borcun varlığına dair şiir vesîka bulunmayan kişinin bu emanetlerin sahiplerine verilmesini, borçların ödenmesini vasiyet etmesi gerekir. Aynı şekilde, hac, zekat, oruç gibi ibadetler kendisine farz olduğu halde eda edemeyenler, üzerinde keffaret borcu olanlar hac ve zekâtın edasını, orucun fidyesinin verilmesini, kefaretlerin ödenmesini vasiyet etmek zorundadırlar (İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 444; İbn Abidîn, Reddu'l-Muhtar, VI, 648, Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletuhu, VIII, 12).

b. Müstehap vasiyetler: Hali vakti yerinde olan kişinin, varis olmayan akrabalarına, yoksullara ve hayır kurumlarına vasiyette bulunması müstehaptır.

c. Mübah vasiyetler: Akrabalardan veya yabancılardan zengin olanlar için vasiyette bulunmak mübahtır.

d. Mekruh vasiyetler: Fakir varisi olanların, mallarını başkalarına vasiyet etmeleri ittifakla mekruhtur. Ayrıca Hanefilere göre, kim olursa olsun fisku fücur ehline vasiyette bulunmak da tahrimen mekruhtur.

e. Haram olan vasiyetler: Haram bir işin yapılması için vasiyette bulunulması ittifakla haramdır. Mesela, bir Müslümanın kilise yapılması, şarap fabrikası inşası gibi haram olan bir şeyi vasiyet etmesi haramdır. Bu tür vasiyetlere uyulmaz. Ayrıca meşru cihetlere bile olsa malın üçte birinden fazlasının vasiyet edilmesi de caiz değildir. Şayet vasiyet edilmişse, varislerin, malın üçte birisinden fazla olan kısmında bu vasiyete uymaları mecbur değildir. Ancak, isterlerse uyabilirler. Hambelilerdeki sahih görüşe göre bu tür bir vasiyet mekruhtur (İbn Kudâme, a.g.e., VI, 445; Zuhaylî, a.g.e., VIII, 12, 13).

OKUNMA: 4613

Sorularla Risale