Ana Sayfa

Sorularla Risale

"Peygamber Efendimizi (s.a.v) görmeden iman edenler, görenlerden üstündür, bu bazı eşhasa aittir..." Üstad o eşhasdan biridir diyebilir miyiz?

Öncelikle fazilet noktasından sıralama, hem Risale-i Nurlarda, hem de Ehli Sünnet inancında; başta Peygamberler, sonra sahabeler, ondan sonra Mehdi (ra), ondan sonra dört mezhep imamı ve ondan sonra tarikat ve tasavvufun müçtehit derecesinde olan aktapları geliyor.

Üstad'ın bu mesele hakkındaki ifadeleri şu şekildedir:

"ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Başta müçtehidîn-i izam imamları mı efdal, yoksa hak tarikatlerin şahları, aktabları mı efdaldir?"

"Elcevap: Umum müçtehidîn değil; belki Ebu Hanife, Mâlik, Şâfiî, Ahmed ibni Hanbel şahların, aktabların fevkindedirler. Fakat hususî faziletlerde Şah-ı Geylânî gibi bazı harika kutuplar, bir cihette daha parlak makama sahiptirler. Fakat küllî fazilet imamlarındır. Hem tarikat şahlarının bir kısmı müçtehidlerdendir. Onun için, umum müçtehidîn, aktabdan daha efdaldir denilmez. Fakat Eimme-i Erbaa, Sahabeden ve Mehdîden sonra en efdallerdir denilir."
(1)

"Sual ediyorsunuz: Bazı rivayetlerde vardır ki, "Bid'aların revacı hengâmında ehl-i iman ve takvâdan bir kısım suleha, Sahâbe derecesinde veya daha ziyade efdal olabilir" diye rivayetler vardır. Bu rivayetler sahih midir? Sahih ise hakikatleri nedir?"

"Elcevap: Enbiyadan sonra nev-i beşerin en efdali Sahâbe olduğu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin icmâı bir hüccet-i katıadır ki, o rivayetlerin sahih kısmı fazilet-i cüz'iye hakkındadır. Çünkü cüz'î fazilette ve hususî bir kemalde, mercuh, râcihe tereccuh edebilir. Yoksa, Sûre-i Fethin âhirinde sitayişkârâne tavsifât-ı Rabbâniyeye mazhar ve Tevrat ve İncil ve Kur'ân'ın medih ve senâsına mazhar olan Sahâbelere, fazilet-i külliye nokta-i nazarında yetişilemez. Şu hakikatin pek çok esbab ve hikmetlerinden, şimdilik üç sebebi tazammun eden üç hikmeti beyan edeceğiz..."
(2)

Üstad burada kati olarak sahabelere yetişilemeyeceğini ifade ediyor. Sonraki dönemlerde çıkacak olan bazı salih insanların, ona yetişeceği hususu ise; şahıs olarak değil, fazilet olarak olacaktır. Yani blok halinde bir şahsın sahabeye yetişmesi değil, bazı sıfat ve haller noktasında yetişmek anlamındadır.

Mesela; Üstad talebelerinin çokluğu noktasında İbn-i Mesud (ra)'dan daha üstündür denilebilir; ama bu demek değildir ki Üstad, ibn-i Mesud (ra)dan daha efdal ve faziletli olsun. Üstad'ın ”Çünkü cüz'î fazilette ve hususî bir kemalde, mercuh, râcihe tereccuh edebilir.” ifadeleri bu noktayı izah içindir. Yani cüzi bir fazilet ya da kemalde, alttaki üsttekine üstün gelebilir, bu alt üst ilişkisini bozmaz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup. 
(2) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz'ün Zeyli.

OKUNMA: 3994

Sorularla Risale