Ana Sayfa

Sorularla Risale

Üstad'ın kevni ilimlerdeki mevkii, bir genel kültür olup, tam bir tefennün değildir. Mesela Üstad Hazretleri fizikte bir Newton değildir." diyorsunuz. Biz itikad ediyoruzki, fizik alanında bir sual Newton'u da aşsa üstad cevap verir?!.

Evvela, Üstad Hazretlerinin uzmanlık alanı dini ilimler olduğu için, "her soruya cevap verilir" ifadesi dini ilimlere has bir ifadedir. Yoksa bütün fen ilimlerini içine alan bir ifade değildir. Mübalağa ve ifrattan kaçınmak gerekir.

"Dikkat et: Nasıl ki bir evin levazım-ı mütenevviası yalnız bir san'atkârdan alınmaz. Belki herbir hâcette, o san'atta mütehassıs olana müracaat olmak gerektir. Öyle de, saadet-saray-ı kemâlâtta, o kanuna tatbik-i hareket etmek gerektir. Acaba görülmüyor mu ki, birinin saati kırılsa, terziye "Saatimi dik." dese, "yuha"dan başka cevap var mıdır?"(1)

İkincisi, bir insan ne kadar dahi ve mükemmel de olsa bütün ilimlerde tam uzman ve hazık olması âdetullaha aykırıdır. Peygamber Efendimiz (asv) bile bilmediği sahalarda istişare eder, dünyaya taalluk eden noktalarda uzmanına danışır, hatta o işi ona tevdi ederdi.  Bunun hadis kaynaklarında örnekleri çoktur.

“Bir şahıs çok fünunda mütehassıs ve meleke sahibi olmaz.”(2)

"Birinci nükte: Bir insan, ne kadar yüksek olursa olsun, ancak dört beş fende mütehassıs ve meleke sahibi olabilir."(3)

"Bir gayr-ı müslim, yalnız mescide girmekle Müslüman olmasına kâfi olmadığı gibi, tefsirin veya şeriatın kitaplarına, hikmet veya coğrafya veya tarih gibi bir fennin meselesi girmesiyle, tefsir veya şeriat olamaz. Hem de bir müfessir veya fakih, mütehassıs olmak şartıyla, hükmü yalnız nefs-i şeriat ve tefsirde hüccettir. Yoksa, tufeylî olarak izinsiz tefsir, şeriat kitaplarına girmiş emirlerde hüccet değildir. Zira onlarda tufeylî olabilir. Nâkile itab yoktur. Evet, bir fende sözü hüccet olanın sair fenlerde nakil veya dâvâ cihetiyle hükmünü hüccet tutmak, taksimü'l-mehasin ve tefrikül-mesai olan kanun-u İlâhîsine veçh-i rıza göstermemek demektir."(4)

Üçüncüsü, Üstad Hazretlerinin her alanda uzman olmadığını ifade etmek, onun manevi mevki ve makamını düşürmez. Bilakis onu kıymetlendirir, üstünlüğünü tescil eder. Zira mübalağa ihtilalcidir. Hakikat-i hali çirkinleştirir. Üstad Hazretleri her alanda uzmandır demek, mübalağa olduğu için diğer parlak yönlerine de lekeler. Öyle ise muhabbette aşırı gitmemek gerekir. Her şeyi kamet-i kıymetince sevip ona göre değerlendirmek iktiza eder. 

"Hasıl-ı kelâm, her muhibb-i dine ve âşık-ı hakikate lâzımdır: Her şeyin kıymetine kanaat etmek ve mücazefe ve tecavüz etmemektir. Zira, mücazefe, kudrete iftiradır. Ve "Daire-i imkânda daha ahsen yoktur" olan sözü İmam-ı Gazalî'ye dediren, hilkatteki kemal ve hüsne adem-i kanaattir ve istihfaf demektir."(5)

Dördüncüsü, her mümkünü vaki kabul etmek zihnin bir hastalığıdır. Üstad Hazretlerinin kabiliyet ve istidat bakımından her fende uzman olmaya müsait olması, vakide de öyle olduğu anlamına gelmez. 

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale

(2) bk. a.g.e., Üçüncü Makale

(3) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, 23-24. Ayet Tefsiri

(4) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Hatime

(5) bk. a.g.e.

OKUNMA: 2499

Sorularla Risale