Ana Sayfa

Sorularla Risale

Risale talimi mi önemli, yoksa meşrebe körü körüne bağlılık mı önemli? Ayrıca Ramazan'da camilere bidatlar girmesi konusunu soracağım. O dönemde Türkçe ezan sadece Ramazan'da mı okunuyordu?

Sadakat ile taassup farklı şeylerdir. Nasıl cömertlik ile israf, cimrilik ile iktisat, tevazu ile zillet, vakar ile kibir zahiren aynı gibi dururlar, ama hakikatte sera ile süreyya gibi bir birinden uzaktırlar. Aynı şekilde taassup ile sadakat zahiren bir birine yakın gibi durur ama hakikatte aralarında çok fark var.

Taassup, bir şeye delilsiz ve ispatsız, takliden tabi olmak demektir. Savunduğu şeyin doğruluğunu ve haklılığını  sorgulamadan ve  tahkik etmeden ona bağlanır. Sadakat ise, delil ve tahkik neticesinde savunduğu şeyin doğruluğunu ve haklılığını  idrak eder ve sonra ona canı pahasına tabi olur.

Taassubu anlamak için alametlerine bakmak lazımdır. Mesela, mutaassıp biri kendi arzusuna uygun zayıf bir şeyi çok kuvvetli bir delil gibi görür; kendi gibi düşünmeyen kimseleri yerin dibine sokar, kendi tarafında olan adi birini göğe çıkarır; kendi faziletini göstermek yerine başkalarının kusurunu ilan eder, kendi nefsinden başka hiçbir şeyi sevmez, onun nazarında en kuvvetli delil kendi mesleğindeki adi ve basit fikirlerdir, en önemli ve belirgin alameti ise meseleleri ihata edememektir.

Sadakat ehli ise delil ve ispatın kuvvetine yaslanır ve ona dayanır, asla kendi gibi düşünmeyenleri yerin dibine atmaz, hak ve hakikate bağlı olduğundan, bazen hak muhalifinin elinde olursa da onu inkar etmez, ona o konuda tabi olur; kendi faziletini gösterir, başkasının kusuru ile uğraşmaz, onu ilan etmez; nefsine değil hakka aşıktır, meseleleri geniş ve ihata ile idrak edebilendir.

 Taassub, cehalet ve ihatasızlıktan çıkar; sadakat ise ilim ve ihatanın bir neticesidir. Taassup fanatizmdir, sadakat ise hakta şiddetli sebat etmektir. Taassup devamlılığı olmayandır, sadakat ise devamlıdır.

Her insan kendi mizacına uygun hak bir mesleği seçtikten sonra o meslekte sebat ve sadakat göstermesi güzeldir. Sadakat ilim ve faziletten gelen bir netice olmasından dolayı, sadakat ehli olan birisi  hakkın tarafında olur ve hakka aşıktır. Meslek ve meşrepler amaç ve gaye değil amaç ve gayeye götüren araçlardır.

Asıl mesele gayeye ulaşmaktır. Yoksa araçları birbirlerine tafdil ve takdim etmek değildir. Araçları bir birlerine takdim etmek, onunla meşgul olmak, taassup ve cehalet iken, araçları gaye yolunda bir vasıta görüp ona sımsıkı sarılmak sadakattir. Araç olan vasıtalara sımsıkı sarılmasının sebebi gaye içindir. Öyle ise gayeyi gösteren veya gayeye hizmet eden diğer araçlara neden saldırsın, neden onların aleyhinde bulunsun.

Risale-i Nur talebeleri gayeyi esas alan sadakat içinde olmalıdırlar. Yoksa aracı  esas alan bir taassup insanı yanlış noktalara götürür.

Türkçe ezan, Türkiye Cumhuriyetinin ilk kurulduğu dönemde Arapça orijinali yerine, Diyanet İşleri Başkanlığının 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile ezanın Türkçe okunmasıdır. CHP iktidarı döneminde uygulamada kalmıştır. Bu süreç içerisinde ezan Türkçe dilinde okunmuştur. 1950 Seçimlerinden sonra Demokrat Parti ezanın Arapça okunmasını izin vermiştir. Yani Türkçe ezan, 1932-1950 yılları arasında gerçekleşip on sekiz yıl sürmüştür.

Üstad Hazretlerinin merhum Menderes'ten istediği üç şeyden birisi de ezanın aslına çevrilmesidir. 

OKUNMA: 2701

Sorularla Risale