Ana Sayfa

Sorularla Risale

Pek çok din, mezhep, tarikat ya da felsefi görüşler var. Herkesin farklı eğitimi, akıl ve zeka düzeyi, yetiştirilme şartları var. Bu yüzden herkese kendi inancı doğru gelebilir. Kendi yolumuzun doğruluğunu nasıl anlayabiliriz?

Evvela; Allah, insan fıtratını hakkı ve doğruyu aramak için elverişli yaratıp, ona göre cihazlar ile donatmıştır.  İnsan fıtratının mükerrem olması da bu manayadır. İnsanın fıtratındaki bu İlahi ayar, suni ve çevresel etken ve ayarlar ile kolay kolay bozulmaz. Peygamberi bir terbiye ile yetişen evlat kafir olabilirken, küfür ve şirk ikliminde yetişen birisi hakkı bulduğu zaman hidayete girebiliyor.

İkincisi; İslam insanı, hak ile batılı ayıracak kadar bir malumat ve bilgiye ulaşmadan mesul tutmuyor. Bu hakikati aşağıdaki ayetlerden anlıyoruz:

“Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. Ve biz resul gönderinceye kadar azaplandırmayız.” (İsra, 17/15)

"Allah hiçbir nefse kaldıramıyacağı yükü yüklemez...” (Bakara, 2/286) 

“Uyarıcılar olmadan biz hiçbir beldeyi helak etmedik.” (Şuara, 26/208)

“Rabbin (beldelerin) merkezinde ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe, beldeleri helâk edici değildir.”
(Kasas, 28/59)

Üçüncüsü; imana dair deliller güneş gibidir. Nasıl güneş şiddetli ve azametli tecellisinden dolayı, en kuytu yerlere bile girip, oraları aydınlatıyor ise, aynı şekilde imana ve tevhide dair deliller de, güneş gibi şiddetli ve azametli zuhur edip tecelli ediyorlar. Öyle ki en kasavetli ve katı kalplerin çeperlerine bile çarpıyor, iman şuaları. Ama nazarını kapatana yapacak bir şey yok. Güneşe perde çekilirse güneş evin içine girmez.

Dördüncüsü; hakkın üzerindeki mühür ve sikke, batıldan onu temyiz ve tefrik ediyor. Az bir dikkat, az bir gayret; bu imtiyazı, bu farkı görmek için yeterlidir. Her insanda da bu mizan vardır.

Beşincisi; en dikkatsiz adam bile, basit bir dünyevi menfaati için, kılı kırk yarıyorken; neden böyle azametli ve riskli işlerde dikkatsiz olsun. Bir pazara gittiğimiz zaman bir kilo domatesin ucuz ve kalitelisini arıyoruz da, neden ebedi saadetimizin vesikası olan hakkı aramakta gevşeklik gösteriyoruz acaba?..

Özet olarak; fıtratımız etraftaki delilleri okumaya yeterli, deliller etrafımızı güneş gibi çevrelemiş, Peygamber ve alimler nezir olarak gönderilmiş, iletişim ve ulaşım inkişaf edip dünyayı bir köy şekline sokmuş, hakka karşı insana şiddetli bir merak verilmiş iken, hakkı bulmakta zorlanıyorum demek, mazeret olmasa gerek.

OKUNMA: 2543

Sorularla Risale