Ana Sayfa

Sorularla Risale

.Said-i Nursi'nin 1. Dünya Savaşı sırasında İşarat'ül İcaz tefsirini yazması ve Kurtuluş Savaşı sırasında yer yer dini işlerle uğraşmasına, "Osmanlı o zamanlarda dar'ül harptı. Dar'ül Harbte dini işlerle uğraşmak caiz değildir"diyerek karşı çıkılıyor. Buna ne dersiniz?

En evvel şunu söylemek gerekir ki; güya İslam adına hüküm verip cahillik manzumesi bu iddiayı ortaya atan kimseler, İslam alimi değil, belki bir tarihçi yahut sade bir araştırmacılardır. Dar'ül Harb hakkında da bir şey bildikleri yoktur. Zira sadece lugata baksalar bile, kendi kıt akıllarıyla çıkardıkları "Savaş olan yer Dar'ül Harptır"  sonucu  yazmaz.    

Biz; bu hakikatı araştırmadan, hakkı yazdıklarını sananlara değil, Hak namına hakikatı arayanlar için Dar'ül Harb ve Dar'ül İslamın ne olduğunu ve Dar'ül Harbte ibadetin caiz olup olmadığını açıklamaya çalışacağız.

Dar'ül İslam, Müslümanların hakimiyeti altında bulunup, Müslümanların emn ve eman(emniyet) içinde yaşayarak dini vazifelerini ifa ettikleri yerdir.

Dar'ül Harp ise; Müslümanlar ile aralarında müsalaha(anlaşma) ve muvadaa(barış) bulunmayan gayr-i müslimlerin hakimiyeti altında bulunan yerlerdir.(*)

Dar'ül Harp ve Dar'ül İslam şartlarında ve tariflerinde mezheplerde küçük farklılıklar vardır. Ülkemizde ekseriyet Hanefi ve Şafii mezhebinde olduğu için, iki mezhep üzerinden açıklamaya devam edelim.

Şafii mezhebine göre bir diyar yahut memleket sadece bir kez bile Müslümanlar tarafından zaptedilmiş ise, o diyar ve o memleket artık kıyamete kadar "Dar'ül İslam" olur. Böyle bir memleket sonradan kafirlerin eline geçse bile bu hüküm değişmez. Hatta Müslümanlarla barış halinde bulunan gayr-i müslimlerin ülkeleri de "Dar'ül Harb" değildir.

İmam Şafiinin içtihadı açık ve nettir. Demek ki, Şafii mezhebine göre değil Osmanlı Devleti, şimdiki Yunanistan ve Bulgaristan dahi Dar'ül Harb değil, Dar'ül İslam'dır.

Bediüzzaman Hz. lerinin Şafii mezhebine göre amel ettiğini bilmeyen yoktur. Demek ki, Bediüzzaman bütün hayatı boyunca Anadolu’da ne Osmanlı Devleti zamanında ne de Türkiye Cumhuriyeti zamanında Dar'ül Harb denen bir yerde bulunmamış, her zaman Dar'ül İslam’da yaşamıştır.

Hanefi mezhebi müçtehidi İmam Azam'a göre Dar'ül İslam'ın Dar'ül Harb'e dönüşmesi için üç şartın beraber bulunması gerekir. Eğer bu şartlardan biri eksik olursa yine orası Dar'ül İslam olur. Bu şartları sırasıyla yazıp, şartların Osmanlı Devletinin girdiği son iki savaşta oluşup oluşmadığına bakalım.

1. İçerisinde küfür ahkamı yüzde yüz olarak(bitemamiha)tatbik edilecek. Küfür ahkamının tamamen uygulanmadığı, mesela sadece cuma ve bayram namazlarının kılındığı bir diyara Dar'ül Harb denemez.

Birinci Dünya Savaşında da Kurtuluş Savaşı sırasında da Müslüman milletimiz namazını da Kur'anı nı da bırakmamış. Dini vazifelerini yerine getirmiştir. Bu madde dahi tek başına sağlanmadığından diğer iki maddeye hiç gerek olmadan İmam-ı Azamın içtihadına göre de Osmanlı hiçbir zaman Dar'ül Harb olmamış diye kesin olarak söylenebilir.

Kurtuluş Savaşı sırasında cuma namazı kılmış bazı zatları öve öve bitiremeyenlerin aklına o zaman Dar'ül Harb gelmez iken; Bediüzzaman'ı karalamak için gözlerini karartıp masaya oturdukları sıra, mürşid-i ümmet Bediüzzaman'ı aynı konuda dinen yanlış yapmakla suçlamaları cahilliklerinde bile çelişki olduğunu göstermektedir.

2. O diyarın bütün sınırları tamamen kafirler tarafından kuşatılmış olacak. Bu şart müstakil İslam devletleri için değil, gayr-i müslim bir devletin hükmü altında bulunan ve kendini müdafaadan aciz şehir, köy ve kasabalar için söz konusudur.(Rusya ve Bulgaristandaki Müslüman köyler gibi) Nitekim fıkıhçıların bu konuyla ilgili izahlarında "devlet" değil, "belde", "dar" ifadeleri kullanılmıştır. Yoksa kendini müdafaaya muktedir ve müstakil bir İslam devleti, her taraftan gayr-i müslim devletlerle kuşatılmış olsa da yine Dar'ül Harb olmaz.

Bu şart da Osmanlı için hiçbir zaman tahakkuk etmemiştir. Zira Osmanlı Devleti müstakil bir devlettir, kendini müdafaa edecek güçtedir ve nitekim istiklaliyetini devam ettirmiştir.

3.İçinde eski eman ve emin bir Müslüman veya zımmi kalmamış olacak. Yani o beldede daha önce can ve mal güvenlikleri mevcut olan Müslümanların veya zımmilerin(gayri müslim azınlıkların)bu güvenlikleri bir kafir istilasıyla ortadan kalkmış olacak.

Bu üçüncü şart ancak bir İslam beldesinin kafirlerin istilasına(işgal) uğraması halinde geçerlidir.

Bu şart Osmanlı Devletinde yer yer meydana gelmişse de her yerde tahakkuk etmemişti. Zira işgal edilen yerler olduğu gibi, hiç işgal edilmemiş yerler de vardı. Kaldı ki bu şartın tek başına var olması orayı Dar'ül Harp yapmaz. Diğer iki şartın da oluşması gerekir.

Evet İmam-ı Azamın içtihadında ortaya koyduğu şartların üçü birden tahakkuk ederse, orası Dar'ül Harb olur. İlk iki şart Osmanlı için söz konusu bile değilken ve üçüncü şart da sadece kısmen bazı yerlerde oluşmuş iken, Hanefi Mezhebine göre de Osmanlı'nın Dar'ül Harb olduğundan bahsedilemez.

Bütün bu bilgiler dahilinde İmam Şafiiye göre de İmam Azam'a göre de Osmanlı Devleti'nin hiç bir zaman Dar'ül Harb olmadığı anlaşılmıştır. 

İkinci olarak, iddiada  söylenen şey şudur."Dar'ül Harb'te dini işlerle uğraşmak (ibadet )caiz değildir. "Bunu söyleyenlere şunu sormak lazımdır." Deliliniz nedir?"

Bu fikir ve iddianın hiç bir şer'i delili , dini mesnedi yoktur.

Dediğimiz gibi bu iddiaları ortaya atanlar İslam alimi olmadıkları ve bu konulardan da bihaber oldukları için, onlar delil nedir bilmezler. Onlar yüzlerinin kızaracağı günü düşünmeden sadece  atıp tutarlar.

Dar'ül Harbte ibadetin caiz olmadığını söyleyenler; Dar'ül Harbte ALLAH'ı anmak, ALLAH’a şükretmek haramdır demek gibi ahmakça bir şey söylediklerinin farkındalar mı acaba?

Müslüman ister Dar'ı İslam'da olsun, ister Dar'ı Harbte olsun, her durumda ALLAH’ın emirlerini yapmak, yasaklarından da kaçmakla mükelleftir. İbadet, insanın yaratılış gayesi, varoluş hikmetidir. Hiçbir hal onu bu ulvi vazifeden alıkoyamaz.

(*) Bu metindeki tüm bilgiler Mehmed Kırkıncı Hocaefendinin Dar'ül Harb Nedir isimli eserinden alınmıştır. Teferruat arzu edenleri oraya havale ediyoruz.

OKUNMA: 3880

Nurettin CEYLAN