Ana Sayfa

Sorularla Risale

EHADİYET

İslâm âlimleri, bu iki isim (Vahid-Ehad) arasındaki fark üzerinde çeşitli tefsirler yapmışlardır. Bu zâtların büyük çoğunluğuna göre, Vahid, “kemal sıfatları bütün eşyayı ihata eden, kuşatan, eşi ve benzeri olmayan bölünmez ve parçalanmaz tek zât” mânâsına gelir. Ehad ise, “bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan yegâne zât” olarak ifade edilir. “Ehadiyet zâtın birliğidir, Vahidiyet ise sıfatta ortaklığı red içindir” denilir.

Allah, Vahiddir, birdir. Sıfatları bütün mahlûkatı kuşatmıştır. Nihayetsiz kudret, sonsuz ilim, mutlak irade ancak O Vahide mahsustur.

Allah, Ehaddir, birdir. Mümkin ve mahluk olmayan, başlangıcı ve sonu bulunmayan yegâne zât odur. Mahlûkatın zâtlarındaki bütün noksanlıklardan, sıfatlarındaki bütün eksikliklerden, fiillerindeki bütün âcizliklerden münezzeh olan ve onların hiçbirine benzemeyen yegâne bir, tek bir, benzersiz, eşsiz bir ancak O’dur.

Bu konuda Risale-i Nur’da şöyle bir tarif getirilir:
“Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise herşeyde Hâlık-ı Külli Şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (Mektubat)

Vahidiyet ve Ehadiyet ikisi de Allah’ın birliğini ifade eder. Ancak Vahidiyet, Allah’ın umum kâinattaki birlik tecellisini, Ehadiyet ise kâinat içindeki her bir varlıkta görünen birlik tecellisini ifade eder. Meselâ küçük ayna parçalarından bin tanesini yan yana koyup büyük bir ayna meydana getirsek, güneşin bu aynalarda iki türlü görüntüsü olur. Biri, parçalardan oluşan aynanın bütününde görünen tek bir görüntü, diğeri ise o bin parçanın her birinde görünen ve güneşi olduğu gibi gösteren birlik görüntüleri. Fakat parçalardan oluşan aynanın çapı ihata edemeyeceğimiz kadar büyütülse, aynanın tümünde görünen görüntüyü biz de ihata edemeyiz ve o görüntü hakkında tam bir bilgiye sahip olamayız. Ancak aynayı oluşturan parçaların her birindeki görüntüyü rahatlıkla görebilir ve güneş hakkında bilgi edinebiliriz.

Temsilde hata olmasın Allah’ın da kâinatta iki türlü birlik tecellisi vardır. Biri kâinatın bütününde, diğeri ise kâinatı meydana getiren her bir varlıkta görünen birlik tecellisidir. Kendisini tanımakla yükümlü kıldığı kulları O’nu bilmede ve tanımada güçlük çekmesinler diye vahidiyetle beraber ehadiyet tecellisini de bize göstermektedir.

Kâinat bir bütün olarak Allah’ın birliğini gösterdiği gibi, kâinatı meydana getiren her bir varlık da kâinatın bir misal-i müsağarı (küçük bir özeti)olmak cihetiyle O’nun birliğini bize göstermektedir.

Vahidiyet, bütün kâinatın birinin olması, bir elden çıkmasıdır. Cenab-ı Hakk’ın Vahidiyet ile tecellisi, umumidir. Ehadiyet ile tecellisi ise, hususidir. Mesela, Cenab-ı Hak, ateşe yakıcılık özelliği vermiştir. Normal şartlarda, ateş yakar. Fakat, eğer Cenab-ı Hak dilerse, bazı kulları için o kanunu iptal ediverir. Mesela, Hz. İbrahim ateşe atılmış, fakat ateş onu yakmamıştır.

Ehadiyet, Cenab-ı Hakk’ın her bir şeydeki birlik tecellisidir. Mahir bir sanatkârın yaptığı her bir eser, o sanatkârı gösterir. Eğer o sanatkâr herbir eserine kendine has taklid kabul etmez mühürler vurmuşsa, o eserler “Beni ancak falan sanatkâr yapabilir” diye ilan ederler. Yaratılmış her bir eserdeki hususi mühür, o yüce yaratıcının tek olduğunu bildirir.

Bu noktadan baktığımızda ehadiyet, “herbir şeyde Halık-ı külli şeyin ekser isimlerinin tecelli etmesidir.” Yani, küçük bir canlı bile, her şeyi yaratan Allah’ı ekser isimleriyle bildirir, tanıttırır.

Canlılar içerisinde insan, Ehadiyetin özel mazharıdır. Çünkü her insan, kâinatın küçük bir misalidir. “Âlem büyük bir insan, insan küçük bir âlemdir.”İnsanlar içerisinde de Hz. Muhammed (asm) Ehadiyetin en has muhatabıdır. Zira hadis-i kudsinin ifadesiyle, bütün kâinat onun hürmetine yaratılmıştır.

OKUNMA: 12540

Sorularla Risale