Ana Sayfa

Sorularla Risale

Vartakis (ERZURUM MEBUSU)

Zohrab Efendi gitmek için ayağa kalktığı sırada Talat Paşa da kalkmış ve Ermeni mebusa yaklaşarak yanağından öpmüştür...'

Krikor Zohrab, Osmanlı Mebusan Meclisi’nin üyelerindendi. Yani milletvekiliydi. Etkili bir hatip, kuvvetli bir kalem ve birikimli bir avukattı. Bir konuşmasında şunları söylemişti: “Ben sosyalistim, inanmış bir sosyalistim. Sosyalist ne hayduttur ne de terörist...”

Bu sözleri, ölüm yolculuğuna çıkarıldığı 1915 yılında, sözde yargılanmak amacıyla oradan oraya dolaştırıldığı sırada söylemişti.

Zohrab, 1908’de ilan edilen 2. Meşrutiyet’in önemli isimlerindendi. Osmanlı modernleşmesine inananlardan, Osmanlı’nın çoksesli yapısını savunanlardandı.

Gün Birinci Dünya Savaşı günleriydi. 24 Nisan 1915 günü çok sayıda Ermeni aydını İstanbul’da tutuklanmış ve sürgüne gönderilmek üzere yollara çıkarılmıştı. Birkaçı hariç çoğunluğu yollarda öldürülecekti. Zohrab, yakın arkadaşı Dahiliye Nazırı Talat Paşa’yı tutuklamaları engellemek için ikna etmeye çabaladı.

Nesim Ovadya İzrail, “1915 Bir Ölüm Yolculuğu KRİKOR ZOHRAB (Pencere yayınları)” kitabında onun tutuklandığı geceyi şöyle anlatıyor: “2 Haziran Çarşamba gecesi Zohrab Efendi tevkif edildiği gece, Cercle d’Orient Kulubü’nde Talat Paşa ve Halil Bey ile kâğıt oynamış, oyun gece yarısına kadar devam etmiştir. Zohrab Efendi gitmek için ayağa kalktığı sırada Talat Paşa da kalkmış ve Ermeni mebusa yaklaşarak yanağından öpmüştür…”

Bu öpücüğün Krikor Zohrab’a kondurulmuş bir ölüm öpücüğü olduğu sonra anlaşılacaktır. Dahiliye Nazırı Talat her iki Ermeni milletvekilinin tutuklama emrini iki gün önce imzalamıştı.

Ölüm yolculuğu

Zohrab’ın o gece evi basıldı ve tutuklandı. Kendisi gibi milletvekili olan ve tutuklanan Varteks Ohannes Serengülyan ile birlikte Anadolu’ya doğru uzun bir yolculuğa çıkarıldı. O şehirden o şehre hasta haliyle nakledildi.

Gerisini Nesim Ovadya İzrail’in kitabından izleyelim: 19 Temmuz 1915 sabah 4’te Urfa’da Zohrab ve Varteks Efendilerin kaldıkları otelin önüne iki at arabası ile iki atlı jandarma gelir... Diyarbakır’a götürmek üzere yol çıkılır....Şeytan Deresi’nin aktığı vadiye vardıklarında, etrafları silahlı bir çete tarafından çevrilir... Silahlı çetenin başı olan Çerkez Ahmet ve yardakçıları... kafileyi durdururlar ve jandarmalara onlara verilen görevlerine uygun olarak, kurbanlarını bırakıp Urfa’ya dönmelerini emrederler. Eşkıyalar, tutuklu ve sürgünleri arabadan indirerek, onları bir metre uzunluğundaki demir kazıklarla zemine çivilerler. …saçlarını yolduktan ve çeşitli işkenceler yaptıktan sonra kafalarını keserler. Sonunda onları çırılçıplak soyup uzuvlarını keserler...

7/20 Temmuz günü Urfa pazarında Zohrab’ın altın saati ve yüzüğü satışa çıkarılmıştır bile...

Tabii cinayet gizlenir. Urfa Belediye doktoru Tahsin, Zohrab’ın kalp krizinden öldüğüne ilişkin rapor yazar. Suriye Valisi Cemal Paşa da elebaşı Çerkez Ahmet ve adamlarını bu cinayet nedeniyle astırır...

2. Meşrutiyet, Osmanlı’daki değişik milliyetlerin Meclisi Mebusan’da temsil edilmelerini sağlamıştı. ‘Çok sesli bir Meclis’ deneyimi 1908’de başlamış, Krikor Zohrab ve Varteks Serengülyan’ın vahşice öldürülmeleriyle son bulmuştu. Yıkım ve acı dolu tarih yeni aşamaya ulaşmıştı. Zohrab karısı Klara’ya yolladığı bir mektupta şöyle yazmıştı: “Beni İstanbul’dan Diyarbakır’a yargılamak için gönderenler, yok etmek için gönderiyorlar. Diyarbakır’da korkunç şeyler oluyor. Tanrı bilir, suçsuz olmama rağmen, orayı canlı terk edemeyeceğim.”

Nesim Ovadya İzrail’in ‘Krikor Zohrab’ adlı biyografik kitabından Zorhab’ın pek çok özelliğini öğreniyoruz. “Eserleri, söylevleri Ermenice olarak 22 cilt halinde toplu halde yayımlanmıştır. Ayrıca 26 dile çevrisi yapılmış olan Zohrab’ın, ürünlerini verdiği toprakların insanları ile yeterince tanışık olduğu söylenemez...Tarihiyle barışıp yeniden tanışacak olan Türkiyeli demokrasi sevdalılarının, döneminin Ermeni toplumunda, gerekse Osmanlı düşünce yaşamında parlak bir yeri olan, demokrasi tarihimizin bu değerli insanını da tanıyıp, hakkını vermesinin çok uzak olmadığı düşünülmelidir.”
520 sayfalık çok değerli araştırma, tarihimizin bir acısıyla yüzleşmemiz açısından anlam taşıyor.

OKUNMA: 1601

Sorularla Risale