Ana Sayfa

Sorularla Risale

HİNDİSTAN

Tarih boyunca Hind Diyarı olarak bilinen ve tanınan topraklar, çok sayıda devlet ve medeniyetin beşiği oldu. Baharat ve ipek yolları üzerinde kıymetli taş, kereste ve madenlere sahip olması sebebiyle, tüccar ve kâşiflerin ulaşmak için yollar aradığı esrarlı ve zengin masallar diyarı olarak bilinir. Günümüzde bu bölge üzerinde Hindistan’ın yanı sıra Pakistan, Bengladeş, Myanmar ve Sri Lanka bulunur.

İslâmiyet Hindistan’a milâdî 710-711 yıllarında Muhammed bin Kâzım es-Sakafî kumandasındaki Arap kuvvetleri tarafından Sind bölgesinin fethiyle girdi ve İndus vadisindeki Multan’a kadar ulaştı. Onuncu yüzyılın sonlarına doğru başlayan Gazneli akınları Hindistan’daki İslâm fetihleri açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu. On birinci yüzyıl boyunca bu bölgeye Orta Asya ve İran’dan çok sayıda ilim adamı ve mutasavvıf gelerek yerleşti. İmam-ı Rabbânî burada yetişen en büyük mutasavvıflardan birisidir (bk. İmâm-ı Rabbânî).

Batılıların bu bölgeye ulaşması on birinci yüzyılda Portekizlilerce gerçekleşti. Sonraki yıllarda ise Hollandalılar, Fransızlar ve İngilizler bu bölgenin zenginliklerini ele geçirme gayreti içine girdiler. On dokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru İngilizler bu bölgede tam hakimiyet kurdu.

Bölgedeki son İngiliz valisi Lord Mountbatten 3 Haziran 1947’de İngiltere’nin bu bölgeden çekilmesi, bölgenin bölünmesi ve Hindistan Devletinin doğusunda ve batısında yer alan topraklar üzerinde iki bölgeli Pakistan’ın kurulmasını öngören plânını açıkladı. Bu plân Hindûlar ve Müslümanlar tarafından kabul edildi. 18 Temmuz 1947’de İngiliz Parlamentosunca onaylanan plân 14 Ağustos 1947’de uygulamaya konuldu. Böylece Pencap, Afgan, Keşmir, Sin kelimelerinin ilk harfleri ile Belücistan’ın son ekinden meydana getirilen Pakistan ismi, iki ayrı bölgeden oluşan bir devletin adı olarak Muhammed Ali Cinnah başkanlığında kuruldu. 1971 yılında ise Doğu Pakistan, kanlı bir iç savaşın ardından, Bengladeş ismiyle Pakistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilân etti.

Risale-i Nur Külliyatının çeşitli yerlerinde Hindistan’dan bahsedilir. Ancak 1947’ye kadar yazılan risalelerde bu isim günümüz Hindistan Devletini değil, Pakistan ve Bengladeş’in bağımsızlığını ilân etmeden önceki Hindistan’ı ifade eder. Çünkü Hindistan, o dönemde tamamıyla İngiliz hâkimiyeti altındaydı ve bu bölgede yaşayan Müslüman sayısı çok yüksek oranlardaydı.

Günümüzdeki Hindistan Devleti hakkında da kısaca şu bilgiyi verebiliriz:

Resmi adı Hindistan Cumhuriyeti olan ülke, Uman Deniziyle Bengal Körfezi arasında, kuzeyde Himalaya Sıradağlarından, güneyde Hint Okyanusu’na giderek daralan bir üçgen biçiminde uzanır. Yönetim biçimi birlik toprağı statüsünde dokuz bölgenin birleşmesinden meydana gelen Federal Cumhuriyettir. Yüzölçümü 3.287.363 km2’dir. Komşuları Pakistan, Çin, Tibet, Nepal ve Bengladeş’tir. Bu ülke aynı zamanda bütün dünya ülkeleri arasında toprakları en geniş olan yedinci, nüfus olarak da Çin’den sonra ikinci kalabalık ülkedir. Son sayımlara göre nüfusu 1.029.991.145’tir.

Başkenti Yeni Delhi’dir. Ülkede kullanılan dillerin sayısı 1600 civarındadır. Hintçe, Bengalce, Telugça, Marathice, Tamilce, Urduca, Gujaratça, Malayalamca, Kannadaca, Oriyaca, Punjabça, Assamizce, Keşmirce, Sindçe ve Sanskritçe dilleri en yaygın olanlarıdır. Ülkedeki Müslüman nüfus ise ağırlıklı olarak Urducayı kullanır. Aynı çeşitlilik dinler açısından da geçerlidir. Hindu dinine mensup olanlar % 83’lük bir çoğunluğa sahiptir. Müslümanlar % 13, Hıristiyanlar % 7’lik bir orana sahip iken, kalan kısmını ise diğer dinlere mensup olanlar oluşturur.

OKUNMA: 2909

Sorularla Risale