Ana Sayfa

Sorularla Risale

18. İddiacı, Said Nursi’nin “Kur’ân’ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.” ifadelerini delil göstererek, Risalelerinin, Kur’an’ın geldiği yerden geldiğini ifade ettiğini iddia etmektedir.

 

İddiaya Cevap:

İddiacı, ne yazık ki, sadeleştirme perdesi altında, Bediüzzaman Hazretlerinin sözlerini çarpıtmaktan ve iftira etmekten çekinmemiştir. Bu şekilde asıl niyetini bir kere daha ortaya koymuştur. İfadelerin orijinali şöyledir:

 

“Resâili’n-Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semâvî olan Kur’ân’ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.”(1)

 

İddiacının sadeleştirmesi ise şöyledir:

 

“Resaili’n-Nur da aynı şekilde, ne Doğu’nun kültüründen ve ilminden ne de Batı’nın felsefe ve fen bilimlerinden gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nurdur. Ama semavi olan Kur’an’ın, Doğu ve Batı’nın üzerinde olan Arş’taki yüksek yerinden alınmıştır.”

 

Hâlbuki, ifadelerin doğru açıklaması şudur:

 

“Risale-i Nur Kur’an’dan mülhemdir (Risalelerin ilham kaynağı Kur’an’dır). Kur’an ise hem şarkın hem garbın üstünde olan semavî bir makamı vardır. Her mümin buna inanır. Nasıl ki, arş bütün varlıkların üstünde bir mevkidedir, Kur’an’ın manevi arşı da diğer beşeri olan ilimlerin hepsinin üstündedir. İşte Risale-i Nur da Kur’an’ın bu mertebe-i arşisinden (yani, şarkın ve garbın fen ve felsefelerinin, bilgi ve ilimlerinin üstündeki Kur’an’ın arşından) ilham edilmiştir.”

 

Şimdi, Kur’an’ın “makam-ı muallası” manasındaki “Kur’an’ın mertebe-i arşiyesi” ifadesini, yukarıdaki gibi çarpıtmaktan daha çirkin bir iftira olabilir mi?)

Bediüzzaman Hazretlerinin, “İstihdam olunuyoruz” demesi, bütün yaptıkları güzel işleri Allah’a ait olduğunu ifade etmekten ibarettir. Üstad’ın bu ifadesi de -diğer ifadeleri gibi- tamamen Kur’an’dan mülhemdir. Kur’an diyor ki:

 

“Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir. Ey Resulüm! Seni bütün insanlara elçi gönderdik. Allah’ın buna şahit olması yeter de artar!”(Nisa, 4/79).

 

İşte Bediüzzaman bu ayetin emrini yerine getirmek üzere, “Biz istihdam olunuyoruz” diyor. Yani: “Bizim Kur’an ve imana yaptığımız bu güzel hizmetler bizim kendi hünerimiz değil, Allah’ın bir lütfudur. Bizi bu konulara muvaffak eden odur.”

Kur’an’da Karun’un başarılarını kendi hüneri olarak göstermesi ayıplanırken, şöyle denilir:

 

“ Karun ‘Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum.’ dedi.”(Kasas, 28/78).

 

İşte Bediüzzaman Hazretleri Kur’an’ın bu gibi tehditlerinden korktuğu için, her şeyini Allah’a teslim etmiş, kendini “bir kuru üzüm çubuğu” olarak tanıtmıştır. Ballı ve şerbetli üzüm salkımları kuru çubuğun marifeti olmadığı, Allah’ın rahmeti olduğu gibi, Risalelerdeki marifet balları gibi olan bilgiler de benim değildir, Allah’ın inayet ve rahmetinin tezahürüdür demektedir.

(1) bk. Şualar, Birinci Şua, Birinci Âyet.

OKUNMA: 5157

Sorularla Risale