Ana Sayfa

Sorularla Risale

23. Ebced ve cifr; batıl bir yoldur. Çünkü ebced ve cifrin Kur’an ve sünnetten herhangi bir dayanağı olmadığı gibi, gizli anlamlara, yani gayb bilgisine ulaşmanın da bir yolu yoktur. Ayette şöyle deniyor: “De ki, göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.” (Neml, 27/65)

 

İddiaya Cevap:


Bu ayette, söz konusu edilen “Allah’tan başka gaybı kimse bilmez.” hükmünün manası; “Allah bildirmediği takdirde kimse gaybı bilmez.” demektir. Yoksa Allah’ın bildirdiği kimseler gaybı bilebilirler. Nitekim, bu ayette peygamberler de istisna edilmeden -meal olarak- “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.” ifadesine yer verilmiştir.

Hâlbuki, Kur’an’da Hz. İsa (as)’ın, Hz. Muhammed (asm)’in gaybı bildiklerine dair ayetler de vardır:

 

“Size Rabbiniz tarafından bir mûcizeyle gönderildim:  Ben size çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapar içine üflerim, o da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Keza ben anadan doğma körü ve abraşı iyileştirir, hatta Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi ve biriktirip sakladıklarınızı da bilirim. Eğer inanmaya niyetiniz varsa, elbette bunlarda sizin için alacak dersler vardır.”(Al-i İmran, 3/49).

 

“Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu durumu anlatınca o hayret ederek: ‘Bunu sana kim bildirdi?’ dedi. Peygamber de: ‘Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi.’ diye cevap verdi.”(Tahrim, 66/3).

 

Hz. Ebu Bekir (ra)’in meşhur kerameti de -Allah’ın bildirmesiyle- bir gayb bilgisini içermektedir. Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

 

Babası Ebu Bekir’s-Sıddîk, bir araziyi kendisine vermeyi düşünmüş, vefat edeceği zaman ona şunları söylemiştir:

 

“Kızım! Allah’a  yemin ederek söylüyorum ki, benden sonra senin zengin bir durumda bırakmaktan daha sevimli, benden sonra seni fakir bir halde bırakmaktan daha zor/daha acı bir şey benim için söz konusu değildir. Daha önce sana vereceğimi düşündüğüm 'yirmi vesk' civarındaki araziyi verseydim, o şimdi senin olurdu. Fakat, o şimdi artık varislerin ortak malıdır. İki erkek iki de kız kardeşin var, artık malınızı Allah’ın kitabına göre taksim edersiniz.” dedi. Ben

 

 “Esma’dan başka kız kardeşim yoktur, öbürü kimdir?” dedim. Bunun üzerine Ebu Bekir;

 

“Hamile olan eşimin karnında/rahminde olanın kız olduğunu düşünüyorum.” dedi ve gerçekten kız olarak doğdu.”

 

 İmam Sübkî’nin de ifade ettiği gibi, burada iki cihetten bir keramet, gaybdan haber vermek vardır. Birincisi, o hastalığında “artık malının varislerine kaldığını” söylemek suretiyle, içinde bulunduğu hastalıktan kesin olarak öleceğini söylemesi, ikincisi, hamile olan eşinin kız doğuracağını bildirmesi.(1).

 

Buna göre, “Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.”, mealindeki ayeti, “Gaybı, Allah bildirmedikçe kimse bilmez.” şeklinde anlamak gerekir.

Kaldı ki, Bediüzzaman Hazretlerinin Kur’an’dan istihraç ettiği işarî manalar, kadimden beri İslam büyüklerinin kabul ettiği gerçeklerdendir.

(1) bk. bk. Gazalî, İhyau’l-Ulûm, III/23; Yusuf Nebhanî, Huccetullahi alal’-âlemîn, s.860.

OKUNMA: 2946

Sorularla Risale