Ana Sayfa

Sorularla Risale

45. Müddei, Bediüzzaman’ın, Eskişehir hapishanesinin penceresinin karşısında bulunan lise mektebinin bahçesinde raks eden kızların istikbali hakkında, bir kanaatini veya ileri görüşlülüğünü tenkit etmekte ve hakaret etmektedir.

 

İddiaya Cevap:

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin kerametleri pek çoktur ve söyledikleri olduğu gibi çıkmıştır.  Örneğin:

 

- Eddaî başlığı altında yazdığı bir manzum imzasında açıkça “Hicri 1379, miladi 1960 yılına kadar hayatta kalacağını, sonra öleceğini ve  mezarının yıkılacağını” bildirmiş ve aynen çıkmıştır.

 

- Ayrıca, “Bir zaman gelecek Risale-i Nur’un serbest kalacağını, radyolar vasıtasıyla ilan edileceğini, okullarda okutulacağını, dünyaya yayılacağını” bildirmiş ve şimdi bunun doğruluğunu gözle görmekteyiz.

 

- Keza “Sekizinci Cumhurbaşkanı ehl-i salat olacağını” bildirmiş ve merhum Turgut Özal bu gaybi haberi hayatıyla tasdik etmiştir.

 

- “Rusya’daki komünizmin yıkılacağını” net olarak haber vermiş ve olduğu gibi tahakkuk etmiştir.

 

- “Erzincan depremini saatine varıncaya kadar haber vermiş” ve olduğu gibi çıkmıştır.

 

- “1971 Muhtırasını tarihi ile birlikte haber vermiş” ve olduğu gibi çıkmıştır.

 

“Aya gidileceğini ve aydaki durumu haber vermiş” ve olduğu gibi çıkmıştır.

 

Bunları daha da çoğaltmak mümkündür.

Ancak itirazcının yukarıda söz konusu ettiği Bediüzzaman Hazretlerinin;

 

Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat’î müşahede ettim....”(1)

 

şeklindeki ifadeleri bir kerametten ziyade, iman şuuruyla bakan her aklıselim sahibinin yapabileceği bir değerlendirmedir. İtirazcının bunu dahi kavramaktan âciz olması, aslında kabil-i hitap olmadığının açık göstergesidir.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Üçüncü Mesele.
 

OKUNMA: 3699

Sorularla Risale