Ana Sayfa

Sorularla Risale

46. "Said Nursi gaybı kurcalamak için mushaf delme işine de kalkışmıştır. Kehf suresindeki belirli bir noktadan, Fatır suresindeki belirli bir yere kadar, Kur’an sayfaları delinirse, köpeğin ismi çıkıyormuş."

 

İddiaya Cevap:

Bir konunun tasviri, o konunun gerçek mahiyetini değil, onu tasvir eden kişinin niyetine göre şekillenir. Farklı renklerdeki gözlükleri takanların dünyayı, eşyayı farklı renklerde gördükleri gibi, gönül gözüne takılan farklı bakışın gözlük  renkleri de bakılan hususu farklı gösterir. Bu müsellem kaideye binaen denilebilir ki, Bediüzzaman Hazretleri, iman gözlüğünü takmış, Kur’an’ın mucizeliğine bakmış ve gördüğü gerçeklerden biri de Kur’an’ın kelimelerinin, ayetlerinin birbirlerine bakan birer yüzü ve gözünün olduğunu görmüştür. Dinsizliğin hâkim kılınmaya çalışıldığı bir devirde Kur’an’ın en ufak bir i’caz parıltısını bile çok büyük bir silah gibi görmüş ve bununla din düşmanlarına karşı manevi cihad etmeye çalışmıştır.  Bu i’caz parıltılarından küçük de olsa mücahedesine yardım ettiği için dört elle sarıldığı bir husus da Kur’an’daki benzer kelime veya ifadelerin Kur’an’ın aynı veya farklı sayfalarında birbirine bakmasıdır.

 

 Üstad Hazretleri bunların pek çok misallerini göstermiş, özellikle Allah lafza-i celalin, Rab ve benzeri ilahî isimlerin gösterdiği bu tevafukun ne kadar harika olduğu “Tevafuklu Kur’an” adıyla basılan Mushaflarda açıkça görülmektedir. Bu tevafuku gösteren  bir misal de “Kıtmîr” kelimesidir. Bu gibi tevafukların ilmî olmaktan ziyade, ami olan insanlara bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman Hazretleri bu konuyu şöyle tekdim etmiştir:

 

“Kalbsiz, ilimsiz tabakasına karşı da, Kur'an’ın bir nevi alâmet-i i'cazı vardır. Şöyle ki:


“Hâfız Osman hattıyla ve basmasıyla olan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın yazılan kelimeleri birbirine bakıyor. Meselâ: Sure-i Kehf'de وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ kelimesi altında yapraklar delinse; Sure-i Fâtır'daki قِطْمِيرٍ  kelimesi, az bir inhirafla görünecek ve o kelbin ismi de anlaşılacak.”(1)

 

Şimdi Üstad’ın bu çok hasbî fedakârlık ve , Kur’an’a hizmet aşkından başka bir emareyi taşımayan, bu hizmetini alaya alan ve “Kur’an’ın sayfalarını delme” şeklinde tasvir eden bir adamın niyetinin ne olduğu açıkça bellidir...

 

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Sekizinci İşaret
 

OKUNMA: 2226

Sorularla Risale