Ana Sayfa

Sorularla Risale

55. "Said Nursi’ye göre Risaleler iman kurtarıyormuş, diğer âlimlerin eserleri ise bu konuda yetersiz kalıyormuş."

 

İddiaya Cevap:

İman esaslarının ispatı konusunda Risale-i Nur ile başka eserleri mütalaa eden yüzlerce ilim ehlinin kanaati şudur ki: Risale-i Nur eserleri asrın idrakine ve anlayışına uygun olarak iman hakikatlerini bilimsel ve akli yöntemler ile açık ve ikna edici bir şekilde izah ediyor.

 

Bu konuda yazılan diğer eserler -kendi asırlarında/dönemlerinde aynı görevi yapmakla beraber- bu asrın idrakine  hitap etmedikleri için Risaleler kadar verimli olamamıştır. Bu yaklaşım, diğer eserleri basite almak anlamına gelemez. Zira her hastalığın bir ilacı vardır. Her eser kendi döneminin hastalığını esas aldığı için, şüphesiz o dönem için daha faydalı olmaktadır. Bediüzzam’ın,

 

“Ben Mevlana zamanında gelseydim Mesnevi’yi yazardım, onlar da bu zamanda olsalardı Risaleler ile hizmet ederlerdi.”

anlamına gelen ifadeleri, eserlerin, zamanın ihtiyacına göre ortaya çıktığını dile getirmektedir.

 

“Kişinin kuvve-i aklı, eserlerinde görüldüğü” gibi; sunduğu reçetelerin doğruluğu, kullandığı üslubun gücü, serdettiği delillerin kuvveti de eserleriyle yaptığı hizmetin boyutunda görülür.

 

Bugün Risale-i Nur eserlerinin asrın manevi hastalıklarını tam teşhis edip tedavi etmesi, milyonlarca şuurlu gönüllerin cazibe merkezi haline gelmesi bu eserlerin asrın idrakine nasıl doğru hitap ettiğini gösteren en güzel göstergedir.

Şunu da açıkça belirtelim ki, Bediüzzaman Hazretlerinin bu ifadeleri, başka İslam eserlerini ve hizmetlerini küçük görmek değildir. Maksadı, sadece “asrın silahıyla silahlanmış”, dini ilimler yanında fen bilimlerinin kesin verilerini de göz önünde bulundurmuş, hem akla hem kalbe  hitap etmiş ve Kur’an’dan ilhamını almış bir hizmet metodunun sünnete, fıtrat kanunlarına ve asrın ihtiyaçlarına tam uygun olduğunu belirtmektir. Üstad’ın şu ifadeleri bunun şahididir:

 

“Diyorlar: ‘Said, yanında başka kitabları bulundurmuyor. Demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazalî'yi de (R.A.) tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor.’ İşte bu acib manasız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar.”

“Buna karşı deriz ki: Hâşâ, yüz defa hâşâ!.. Risale-i Nur ve şakirdleri, Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takib ettiği mesleği ehl-i dalaletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir. Fakat onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zâtların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden; Risale-i Nur, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'dan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsî zâtların tezgâhlarına müracaat etmiyor. Çünki umum onların merci'leri ve menba'ları ve üstadları olan Kur'an, Risale-i Nur'a tam mükemmel bir üstad olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek…’ (1)

 

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (114. Mektup), s.183.

OKUNMA: 2265

Sorularla Risale