Ana Sayfa

Sorularla Risale

Bediüzzaman Hazretleri hatalı olamaz mı? Birçok Nur talebesi onun hatasız olduğunu kabul ediyor, her hareketine bir hikmet adapte etmeye çalışıyorlar...

Hatasızlık ve masumiyet ancak peygamberlere ait bir sıfattır ki bu sıfata "ismet sıfatı" denilmiştir. Bu sıfatı peygamber olmayan insanlara teşmil etmek hata olur. Hatta öyle ki peygamberlerden sonra en üstün dereceye erişmiş olan sahabelerde bile hata, hatta büyük günah durumları görülmüştür.

Said Nursi Hazretleri bir Allah dostudur ve onun sözleri, davranışları ve görüşleri şeriata tabidir. Şayet Said Nursi Hazretlerinin sözleri, davranışları ve görüşleri şeriata uygun ise makbuldür, uygun değilse makbul değildir ve uyulması da gerekmez. Bir Müslümanın temel ölçüsü bu olmalıdır. Aksi takdirde Üstad'ı inanç dünyamızda putlaştırmış oluruz ki bu İslam açısından asla caiz değildir.

Said Nursi Hazretlerinin hata ve günaha düşmesi mümkündür, ama her mümküne vaki nazarı ile bakmak da ayrı bir zihni hastalıktır. Yani her mümküne vaki nazarı ile bakmak doğru değildir. Eserleri olan Risale-i Nur'u incelediğimizde İslam şeriatına aykırı bir görüş ve fikrin olduğunu göremiyoruz gören de çıkmamış. Ama şahsi hayatında şayet bizim bilmediğimiz ve göremediğimiz hata ve kusurları varsa onu biz bilemeyiz.

"Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hattâ benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktıysa kalbde saklayınız. Bakır çıktıysa, çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz."(1) 

Bu paragrafta ehli tahkik olmamız tavsiye ediliyor. İster tasavvuf olsun ister cemaat olsun, her meslek ve meşrep mihenge tabidir. Mihenk ise şeriattır. Şeriata aykırı bir fikir ve amel görüldüğü zaman kim olursa olsun reddedilir.

İslâm dininin ana kaynakları ve temel ölçüleri Kur'an ve sünnettir. Kur'an ve sünnetin de en istikametli ve doğru yorumu ve ümmetin ekseriyetini temsil eden mezhep "Ehl-i sünnet ve’l-cemâat"tir. Onun için İslâm âlimleri, İslâm mihengini ve mizanını "Kur'an, sünnet ve icma" olarak tespit etmişlerdir. Bu temel prensipler İslâm’ın mihengidir, bütün düşünce ve fikirler bu mihenge vurulur, şayet uygunsa kabul edilir değilse reddedilir. Bu bütün insanlar için geçerlidir.

Üstad Hazretleri “Benim fikirlerim şayet Kur'an, sünnet ve icmaya uygunsa alıp akıl cebinize koyun yok uygun değilse geri bana iade edin” diyerek  bize usul ve metot dersi veriyor. Yani körü körüne taassup ile bir fikre ya da şahsa bağlanmanın İslam açısından hoş görülmediği vurgulanıyor. Müslüman ehli tetkik ve tahkik olmalıdır her denileni alıp kalbine koymamalıdır. 

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

OKUNMA: 3067

Sorularla Risale