Ana Sayfa

Sorularla Risale

MÂRUF-U KERHÎ

İranlı Hıristiyan bir anne ve babanın oğlu olan Mâruf-u Kerhî’nin doğum tarihi bilinmemektedir. Annesi ve babası tıpkı kendileri gibi onun da dindar bir Hıristiyan olmasını istiyorlardı. Bunun için diğer çocukları ile birlikte kilise mektebine gönderdiler. Mâruf farklı bir çocuktu. Her anlatılanı kabullenmiyor ve gönlüne yatmayan şeyi reddediyordu. Nitekim Hıristiyanlığın temel inancı olan “Baba, Oğul, Ruh-ül Kuds” üçlemesini içine sindiremiyordu. Bu konu üzerinde çok düşünüyor ve sorduğu sorularla rahibi bunaltıyordu. Rahip en sonunda, bu çocuğun karşısında izahlarının basit, mantığının sığ kaldığını hissetti. Disiplini sağlamak için onu konuşmaktan menetti. Bu yöntem de işe yaramayınca dayak yolunu seçti. Aynı yolu anne-babası da uygulayınca evinden kaçtı ve yollara düştü. Kervanlarla uzun yolculuk yaptı ve Kûfe’ye kadar geldi. Burada onun elinden ilk tutan İbn-i Semmak oldu ve Ehl-i Beytin büyüklerinden olan İmam-ı Ali Rıza’nın yanına götürdü.

Mâruf, Kûfe’de ciddi bir eğitimden geçti. İmam-ı Ali Rıza’nın çocuklarıyla birlikte büyüdüğü için aileden sayıldı. İmam-ı Ali Rıza “O, neseb bakımından değilse de, huy ve muhabbet bakımından Ehl-i Beyttendir. Nasıl ki ceddimiz Selmân-ı Farisi’yi ilhak edip Ehl-i Beytten saydı, Mâruf da bizdendir.” der.

Tasavvuf büyüklerinden aldığı derslerle kısa sürede yüksek makamlara erişti. Çok sayıda kerameti görülen Mâruf-u Kerhî daha sonra anne ve babasının Müslüman olmalarına vesile oldu. Zekeriyya bin Yahya ve Sırrîyi Sekâtî gibi zirveleri onun elinde yetişti. Ahmed bin Hanbel gibi âlimler onun görüşlerini aldılar.

815 yılında (h. 200) vefat eden Mâruf-u Kerhî’nin kabri Bağdat’tadır.

OKUNMA: 6556

Sorularla Risale