Ana Sayfa

Sorularla Risale

HAVF

Mümin, hem ümit ve hem de korku içinde olmalıdır. Zira Allah hem Ğaffar’dır, hem de Kahhar’dır. Nitekim Allah Resulü (asm), “Allah’ı en iyi tanıyanınız benim, O’ndan en çok korkanınız da benim.” buyurmuştur. (Müslim, Sıyam, 74)

Havfın ölçüsü takvadır. Yani, bir insan günahlardan ne kadar sakınıyorsa Allah’tan o kadar korkuyor demektir.

Havf, tatlı bir korkudur; Allah’ın celâl, kibriya ve azameti karşısında haşyet duyma demektir.

Amel-i salih işlendikçe reca kapısı, takvada ilerlendikçe havf kapısı açılır. Her iki kapıdan da cennete varılır.

Bir mümin Allah’ı hem sevecek, rahmetinden daima ümitvâr olacak, hem de O’ndan korkacak, azabından emin olmayacaktır.

Geceyle gündüzün, dünyanın başını sırayla sarması gibi insandaki korku ve ümit de bir âhenk içinde olmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bir kısım âyetler, mümini Cennetle müjdelerken, bir kısmı da âsileri Cehennemle tehdit eder. Böylece insanı bir havfa bir recaya sevk etmekle onun manevi terakkisini temin eder.

İnsan korku ve ümit duygularını dengeli bir şekilde kullanarak yüksek makamlara çıkabilir. Bu hisler, insanın manevi hayatında iki kanat gibidir. Bu iki hissin zıtları, “emn ve yeistir.” İnsan, Allah’ın gazabından kendini emin görse veya O’nun rahmetinden ümidini kesse, manen perişan olur. İstikamet yolu, Allah’ın gazabını düşününce korku duymak, rahmetini düşününce ümitlenmektir.

Bak: Beyne’l- havf ve’r-reca

OKUNMA: 2747

Sorularla Risale