Ana Sayfa

Sorularla Risale

HÜRRİYET

Hürriyet, kişinin kendi hukukuna malik olmasıdır. Esaret ise, insanın hukukuna başkasının malik olmasıdır.

İnsanın her türlü kayıttan azade olarak hür olması düşünülemez. Zira, insan her şeyden önce Allah’ın kuludur, O’nun emir ve yasaklarına muhataptır. Bundan dolayı “Ben istediğimi yer, istediğimi içerim. Dilediğimi söyler, dilediğim yere bakarım.” diyemez. İnsan, günah işlemekte hür olamaz.

Ayrıca, insan toplum hayatı yaşadığından topluma karşı görevleri vardır.
“İnsandaki hürriyet, yarı hürriyettir. Diğer yarısı da, başkalarının hürriyetine zarar vermemektir.” (Münazarat)

Kişinin hürriyeti sınırlıdır. Bu hürriyetin başkasının hürriyetini engelleme noktasına varmaması gerekir. Yani, insanlar başkalarına zarar vermekte hür değildirler.

İslâm, bu vadide daha geniş bir çerçeve çizer. İslâm’da kişinin kendi aleyhine iş görme hürriyeti de yoktur.

“Hürriyetin şe’ni odur ki: Ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın.” (Münazarat)

Bu vücut, bu ruh, bu akıl hepsi insana emanettir. Ve insan bu emanetlere hıyanet etme hürriyetine sahip değildir. İnsan, intihar edemez, zira bu can onun şahsî malı değildir. Değil intihar etmek, bir tek parmağını dahi kesemez. Ve yine insan, içki ve uyuşturucu kullanamaz, zira bu aklı o yapmış değildir.

Bediüzzaman, hürriyet konusunda çok önemli bir noktaya parmak basar:
“Bazı sefih ve lâübaliler hür yaşamak istemediklerinden, nefs-i emmarenin esaret-i rezilesi altına girmek istiyorlar.” (Hutbe-i Şamiye)

Hür olduğunu, dilediği gibi hareket edebileceğini iddia eden bir insan, gerçekte nefsinin esareti altına girmiştir. Nefsi ona kötülüğü emreder; o da bu emre kayıtsız şartsız itaat eder. Bu hürriyet gerçekte, rezil bir esarettir.

Allah’a kul olanlar, başkalarına kul olmaktan kurtulurlar. O’na kulluktan kaçanlar ise, nefis, şeytan gibi nice şeylere kul olma zilletini yaşarlar. Hatta Peygamber Efendimiz (asm), “dinar ve dirheme kul olanlardan” söz eder. Bu, günümüz ifadesiyle paraya kul olmak demektir.

İnsan kuldur ve kulun hürriyeti Rabbinin koyduğu sınırlar içinde geçerlidir. Şu var ki, insan bu imtihan dünyasında kendisine verilen cüz’i iradesini, hayır olsun şer olsun, dilediği sahada kullanabilmektedir. Kendisine müdahale edilmemesi imtihanın gereğidir. Bunu yanlış yorumlayan ve nefsini haram sahalarda dilediği gibi gezdiren insan, kendine en büyük kötülüğü yapmış olur.

OKUNMA: 2353

Sorularla Risale