Ana Sayfa

Sorularla Risale

KALB

Kalb, imanın mahalli esma-i İlahiyenin en cami aynası, kâinatın hadsiz hakikatlerinin medarı, binler âlemin mânevî haritasıdır. Kalb, imanın nuruyla nurlanır ve Allah’ı zikirle şeffafiyet kazanır. Böyle kalpler, hakikat güneşine karşı açılan pencerelerdir.

Kalb, insanın manevi hayatının merkezini teşkil eden Rabbanî bir latifedir. Bu ismi alması, çokça çevrilmesinden, etkilenmesinden dolayıdır. Duyduğumuz acı bir haber, gördüğümüz güzel bir manzara, hayal ettiğimiz tatlı şeyler kalbimizi dalgalandırır.

“Kalbden maksad; sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak bir latife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı, vicdan; ma’kes-i efkârı, dimağdır.” (İşaratü’l-İ’caz)

Hissiyat ve efkâr; her iki grup işler de kalp denilen o Rabbanî lâtifeye aittir. Seven, korkan, üzülen o olduğu gibi, düşünen ve anlayan da odur.

Biz hisler âlemimizi vicdanen biliriz. Elimizin varlığını gözümüz vasıtasıyla, midemizin varlığını ilmen bildiğimiz gibi, his âlemimizin varlığını da vicdanen biliriz. Yani bunları bizzat yaşamakla biliriz.

Aynı şekilde, dimağ da fikirlerimizin bir makesi, bir aynası olmuştur. Her iki tip faaliyetin de aslı kalptedir.

Kalb, ayine-i Samed’dir. Samed, “Herşey O’na muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç olmayan” demektir. Koca güneş, dağı aydınlatmakla beraber, dağ kesif olduğundan güneşin zatını gösteremez, sadece onun ışığıyla aydınlanır.
Küçük bir ayna ise, o güneşten gelen ışıklarla hem aydınlanır, hem de o güneşi kendinde gösterir. İşte kalb, o küçüklüğüyle beraber, “Samed ayinesi”dir.

İnsanın gözü ışıkla, midesi gıdayla, kulağı sesle tatmin olurlar, samediyete bu şekilde ayinedarlık ederler.

Kalb ise, ayet-i kerimede haber verildiği gibi, Allah’ın zikriyle yani Onu hatırlamakla, imanla, marifetle, muhabbetle tatmin olur. Bu yönüyle samediyete en büyük ayna insan kalbidir.

OKUNMA: 2601

Sorularla Risale