Ana Sayfa

Sorularla Risale

KÜLLÎ

Sözlük mânâsıyla, küllî, ‘bütüne ait, külle mensup’; cüzî ise ‘parçaya ait, parçaya mensup’ demektir. Istılahta ise durum oldukça farklıdır.

Seyyid Şerif Cürcânî’nin Tarifat adlı eserinde, küllî, ‘tasavvuru ortaklık vukuunu men etmeyen şey’, cüzî ise, ‘tasavvuru ortaklık vukuunu men eden şey’ olarak tarif edilmiş ve küllî için insan, cüzî için ise Zeyd misâl verilmiş.

Zeyd ismi ülkemizde kullanılmadığı için onun yerine Hasan diyerek bu tarifleri şöyle açıklayabiliriz:

İnsan denildiği zaman bütün bir insanlık âlemi hatıra gelir. Bu topluluktan birisine insan denilmesi diğerine de denilmesine mâni değildir. Yani bu küllî mânâ, ortaklığı men etmez. Ama cüzî, ortaklığı men eder; ismi Hasan olan birisine Osman diyemezsiniz. Hasan da Osman da ortaklığı kabul etmeyen müstakil isimlerdir.

Küllînin ıstılah mânâsı şu cümlelerde daha iyi anlaşılıyor:
“Efradça kesretli bir küllînin icadı, bir tek cüz’înin icadı kadar sühuletlidir. Ve en âdi bir cüz’îde, en yüksek bir kıymet-i san’at gösterilebilir.” (Sözler)


“Efratça kesretli bir küllî,” ifadesinden anlaşılacağı gibi, küllînin fertleri vardır. Küllün ise fertleri değil parçaları, kısımları vardır.

İnsan dediğimiz zaman bütün insanları içine alan küllî bir mânâ hatıra gelir. Her bir insan bu küllînin bir ferdidir. Bu ifadeye göre bütün insanların yaratılmasıyla bir insanın yaratılması arasında fark olmadığı anlaşılır.

Aynı mânâ, diğer küllî ve cüzîlere de tatbik edilebilir.

OKUNMA: 2100

Sorularla Risale