Ana Sayfa

Sorularla Risale

BASÎRET

Basîret, en kısa ifadesiyle, “kalp gözünün açık olması” demektir. İnsanın gözünde eşyayı görme kabiliyeti, kalbinde de o eşyanın yaratıcısını bilme özelliği vardır. Şu var ki, göz görebilmek için ışığa muhtaç olduğu gibi, kalp de basiret sahibi olmak ve İlâhi hakikatleri görmek için iman nuruyla nurlanmaya muhtaçtır. Böylece nurlanan bir kalp, eserde sanatı okur, nimette ikram ve ihsanı görür.

Kur’an-ı Kerim, gerçekleri görmeyenleri kör olarak niteler. “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz. Lakin, sadırlardaki kalbler kör olur.” (Hacc, 46) Yani, gerçek körlük, kalb gözünün görmemesinden ibaret olan basiretsizliktir.

Körlüğün en ileri derecesi bütün gerçeklerin kendisine dayandığı Cenab-ı Hakk’ı görmemektir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Basar masnuatı görüp de, basiret Sanii görmezse, çok garip ve pek çirkin düşer.”

İnsan kalbi, Cenâb-ı Hakk’ın lütuflarından haber veren olaylarda, şükür ve hamd duygusuyla dolar. Allah’ın kudret ve azametini sergileyen hadiselerde, kalpte hayret ve haşyet hakim olur. İnsanın o sınırlı aklıyla idrak etmekte güçlük çektiği ulvî hakikatler karşısında, kalpte tekbir mânâsı hükmeder.
Bütün bunlar basîret sahibi insanlar için söz konusudur.

OKUNMA: 2355

Sorularla Risale