Ana Sayfa

Sorularla Risale

BÂTIN-I KALB

Günlük hayatımızda, yer yer, “Falanın kalbi bozuk” yahut, “Filânca kalp ameliyatı geçirmiş” gibi sözler ederiz. Bu konuşmalarımızda, kalbi, iki ayrı anlamda kullanırız. Bunlardan biri maddî, diğeri ise mânevîdir. Bir başka ifadeyle, biri zâhirî, diğeri bâtınî.

Maddî kalp, bedenin her yanına kan pompalayan harika bir cihazdır ve bu kalp bütün bir kâinata muhtaçtır. Kâinattan insanı süzen ve insan fabrikasında gıdaları ete, kemiğe, kana, iliğe çeviren bir kudret, o kalbi çalıştırmakta ve kanı bedenin her köşesine sevk etmektedir.

Kalbin zâhiri bütün kâinata muhtaçtır. Ve kalp bu hâliyle Allah’ın Samed ismine âyinedir. Bu kalbin kâinata ve içindeki eşyaya olan ihtiyacını, ancak “her muhtacın ihtiyacını gören ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah” yerine getiriyor. Bu da Samed isminin bir tecellisidir. Şu var ki, Kalp bu yönüyle bir ağaçtan, bir çiçekten pek fazla ileri değil. Onlar da kâinatın her şeyine muhtaçtır. Onlar da bu ihtiyaçlarının görülmesiyle Samed ismine âyine oluyorlar.

Kalbin bâtınına gelince, Samediyete en büyük âyine odur.
“Bâtın-ı kalp âyine-i Samed’dir.”

Bu hakikati, “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.” âyet-i kerimesi ders verir.

Bedendeki her organın kendine göre bir çeşit tatmini söz konusudur. Göz görmekle, kulak işitmekle tatmin oluyor. Dilin tatmini tat ile, mideninki gıda iledir. Kalbin ise en büyük ihtiyacı, imandır.

Ben kimin mahlûkuyum? Şu âlem kimin mülkü? Bu dünyada kimin misafiriyim? Daha sonra nereye gideceğim? Beni misafir eden zât, benden ne istiyor?

İşte kalbin bâtını, bu gibi soruların cevaplarıyla tatmin oluyor. Onun talebi mârifetullah olunca, elbette, Samediyete en büyük âyine o olacaktır. Maddî kalb bu kâinatın maddesine muhtaçtır; batın-ı kalb ise bu âlemin sahibini tanımaya, bilmeye, O’na iman ve itaat etmeye.

Kalbin Rabbi, onun ancak zikirle yani Allah’ı hatırlamakla ve anmakla tatmin olacağını bildiriyor. Kalp, bu kâinatın özüyle beslenir, mânâsıyla ilgilenir. Onun işi bu âlemle değil, onda tecelli eden İlâhî isimlerledir. Göz elmaya bakadursun, kalp esmaya nazar eder.

Ve böylece kalp, Samediyete ulvî bir âyine olur.

OKUNMA: 3066

Sorularla Risale