Ana Sayfa

Sorularla Risale

.Bediüzzaman Hazretleri'nin ilminin "Ledünni" olduğu konusuna gelen itiraz ve iddialara cevaplar...

İddia: Nur Risaleleri’nde Said Nursî’nin ilminin (!) "ledünnî" olduğu açıkça iddia edilmektedir:
 

İddiaya Cevap: Burada “Nur Risaleleri’nde” denilmek suretiyle, aşağıdaki ifadelerin ve yapılan tespitlerin Bizzat Bediüzzaman’a ait olduğu imajı verilmek istenmiştir. Halbuki verilen kaynaklar, Bediüzzaman’ın bir talebesine ait olup, Risale-i Nur külliyatı içerisinde yer almamaktadır. Bununla beraber, ifade edilen gerçekler milyonlarca kimseler tarafından kabul edilmektedir.

 

İddia: (...)Bu hadis-i şerif Nur’un tercümanına mutabık geliyor ki, ilminin ve kemâlinin tahsil ve terbiye neticesi değil lutf ve ihsan-ı Rabbânî olarak, bir harika-ı fıtrat halinde kısacık bir zamanda ihsan edileceğini bildiriyor ki, şimdiye kadar kimsede vaki olmamış olan bu hal ancak bir büyük müceddidin alâmât-ı mahsusasındandır.

Ayrıca, Kehf suresinin Hz. Musa (a.s.) ile Hızır (a.s.)’dan bahseden 65. ayetinin "tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz" anlamına gelen bölümü ebced hesabına tâbi tutularak yukarıdaki iddia delillendirilmek (!) istenmiş ve Said Nursî’ye verilen bu ilmin "Resâili’n-Nûr" olduğu belirtilmiştir:
 

İddiaya Cevap: Kur’an’da elbette tesadüf yok, Allah’ın sonsuz ilminin yansıması vardır. “De ki: Kur’an’ı, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen yüce Allah indirdi” (Furkan, 25/6) mealindeki ayette bu gerçek açıkça vurgulanmıştır. Bu sebeple, Kur’an’daki tevafukların, işarî tefsir çerçevesinde değerlendirilmesinin ilmî hiçbir sakıncası yoktur.

Yeter ki, ayetin işaretine mazhar olduğu söylenen konunun gerçekten buna liyakati olsun. Risale-i Nur’u önyargıdan uzak, bir namus-u ilmî çerçevesinde okuyan yüz binlerce –bilge- insanların, bu eserlerin fevkalâde bir güzelliğe, ilmîliğe, mükemmelliğe haiz olduğu yolundaki kanaatleri, bu eserlerin Kur’an’ın işaretlerine layık olduklarının reddedilmez delilidir.

-Bununla beraber, bu gibi istihraçlar, yüzde yüz kesin olmamakla beraber, yüzde doksan dokuza varan bir zann-ı galiple insana bir kanaat-ı ilmiyeyi vermektedir. Aslında, dinî olsun olmasın, sosyal bilimlerin önemli bir bölümü bu tür zannî bulgulara dayanmaktadır. Hatta tefsir ve fıkıh ilminin önemli bir kısmı –matematik gibi yüzde yüz değil-, zannî bulgulardan ibarettir. Pek çok farklı yorumların, farklı fıkhî mezheplerin varlığı bunun göstergesidir. Demek oluyor ki, yüzde yüz kesinliği ifade etmeyen ilmî değerlendirmelere, ilmen itiraz edilemez. İtiraz eden cehaletini ortaya koymuş olur.

 

İddia: Ayetin meali şöyledir: "Orada, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini bulmuşlardı."

Metnu Mâideti’l-Kur'ân’da da şöyle denmiştir:
(...) Ve yâ ‘ilme mulhemin min ledun Hakîmi’l-Hābîr = Yani, "Ey Hakim ve Habir tarafından ilham edilmiş olan ilim (Risâletu’n-Nûr)."

Bu cümleye "Hâşiye" düşülmüş ve denilmiştir ki:
Lâ ‘ilme lenâ illâ mâ ‘allemtenâ = 974 Risâletu’n-Nûr = Aslı ile, yani lam-ı tarifle 976.

İddiaya Cevap: Bediüzzaman’ın "Manevî bir elektrik olan Risale-i Nur, ne şarkın malûmatından, ulûmundan; ve ne de garbın felsefe ve funûnundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki, semavî olan Kur'an'ın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir." şeklindeki ifadesi, onun –Risale-i Nur’un Kur’an’dan ilhamını alan- bir tefsir olduğu yolundaki samimi kanaatini açıkça ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman'a göre, Risale-i Nur'un Kur'an'dan mülhem olduğunu gösteren deliller vardır. Bunları muhtevanın zenginliği, her seviyedeki insanlara hitab etmesi, üstün ikna kabiliyetinin olması, özellikle eserlerin telifi esnasında Kur'an'dan başka, müellifin yanında herhangi bir kaynak eserin bulunmamasına rağmen, alışılmışın dışında bir süratle yazılmış olması gibi hususlar zikredilebilir. Risale-i Nur'un muhtevası, kendi müellifinin havsalasının üstünde bir genişliğe sahiptir. Bu ise, eserlerinin bir ilham eseri olduğunun delilidir. Aşağıdaki sözleri bunu göstermektedir.

"Hem hakâik-i imaniye ve Kur'aniye'de öyle bir genişlik var ki, en büyük zekâ-i beşeri ihata edemediği halde; benim gibi zihni müşevveş, vaziyeti perişan, müracaat edilecek kitap yokken, sıkıntılı ve sür'atle yazan bir adamda, o hakâikın ekseriyet-i mutlakası dekaikiyle zuhuru; doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in i'caz-ı manevîsinin eseri ve inâyet-i Rabbaniyenin bir cilvesi ve kuvvetli bir işâret-i gaybiyesidir."

"Elli-altmış risaleler öyle bir tarzda ihsan edilmiş ki, değil benim gibi az düşünen ve zuhurata tebaiyet eden ve tedkikata vakit bulamayan bir insanın; belki büyük zekâlardan mürekkep bir ehl-i tedkikin sa'y ve gayretiyle yapılmayan bir tarzda telifleri, doğrudan doğruya bir eser-i inayet olduklarını gösteriyor."



İddia: Bilindiği gibi, bu cümle Bakara suresinin 32. ayetinde geçmektedir ve "senin bize öğrettiğinden başka bizim bilgimiz yoktur" anlamına gelir. Yani, Said Nursî’nin bütün ilmi Allah’tandır ve onun, Allah’ın öğrettiği Risale-i Nur’dan başka bir ilmi de yoktur!

Yüce Allah buyurmuştur ki: "Yazıklar olsun, elleriyle kitabı yazıp da, sonra onu yok pahasına satabilmek için 'bu, Allah katındandır' diyenlere; yazıklar olsun, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara ve yazıklar olsun, böyle kazandıklarından dolayı onlara!"

"(...) Onun Allah katından olduğunu söylerler; hâlbuki o, Allah katından değildir. Böylece onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

İddiaya Cevap: Dinlerinden uzaklaşmış, dünya malı için dinini dünyalarına satan bir kısım Yahudilere hitap eden bu ayetleri, hayatını Allah’ın dinine, kitabının anlaşılmasına vakfeden, hayatı boyunca hiç kimseden hediye bile kabul etmeyen Bediüzzaman gibi Müceddid bir allameye teşmil etmeye çalışmak, cahilane bir cinayettir. Doğrusu, bu düşünceleri seslendirenlerin, mutlaka bir yerden bir menfaat sağlayan –bile bile- dinlerini dünyaya satan kimseler olduğu şüphesini meydana getirmektedir. Nefs-i emmarenin hatırı için Allah’ın veli kullarına cephe alanlara bin defa yazıklar olsun!



RİSALELER İLHAMLA MI YAZILDI VE İLHAM İLE VAHİY İLİŞKİSİ adlı makaleye ulaşmak için tıklayınız

İlm-i ledün ne demektir? İzah eder misiniz?

Bediüzzamanın ilmi, Ledün ilmi midir?

OKUNMA: 14354

Niyazi BEKİ (Doç. Dr.)